Pirin Ultra-Run Like No Other Yarış Raporu

22 Eylül 2017

 

Bulgaristan Bansko Pirin Ulusal Parkında,saat 06.00 am’de başlayan 70km 4500m + yükseklik kazanımlı maksimum süre 30 saat olan parkuru,14 saat,47.km 3000m+ yükseklik kazandıktan sonra,son cp’den bir önceki cp’de yarıştan çekilme kararı aldık.

Elbette bizlerin de eksiklikleri olmuştur..

Fakat hiçbir sağlık problemi yaşamadan yarışdan çekilmek oldukça  kötü bir hissiyat.

Öğleden sonra  üçünçü zirve olan 2300m’lerde  sıcaklığın sıfırın altına inmesi,organizasyona ait işaretlemenin(reflektifli flagler) hiç olmaması(kayalar ve ağaçlarda trekking parkurunun silik ve reflektifli olmayan işaretlemeleri mevcuttu) son zirve  olan 2600m’lere varışımız geceyarısını bulacağından, gün ışığında bile ekipmanlarımızın yetersiz kalması bizlere bu kararı aldırttı.

Parkuru bu doğallığı ile kabul ediyorum,gelecek sene eksiklerimi tamamlayarak tekrar orada olacağım..

Not:Raporum çok kısa;fakat bana hissettirdikleri oldukça fazla,daha detaylı yarış raporu için,

http://ismaiileren.blogspot.com.tr/2017/09/pirin-ultra-2017-70k-bulgaristan-yarm.html?m=1

IMG_3751

DCIM100GOPROGOPR1493.

DCIM100GOPROGOPR1417.DCIM100GOPROGOPR1457.DCIM100GOPROGOPR1463.

DCIM100GOPROGOPR1491.

DCIM100GOPROGOPR1437.

Tekrar Görüşmek Üzere,

Reklamlar

Zagori Mountain Running Yarış Raporu

Hayatta her şey planladığın gibi gitmiyor….

Zugspitze Ultra Trail yarışına Almanya ile yaşadığım diplomatik sıkıntıdan ötürü gidememiştim :- )  Sonrasında bazı şeyler yoluna girse de,bu sefer de ben vazgeçmiştim yarışa gitmekten…(schengen geçikti..)

Yarışlara hazırlanmak  için disiplinli bir şekilde  antrenmanlar yapıyorsun ve yarışda bu enerjiyi sahaya bırakıyorsun.Yurtdışı yarışlar için ise  ciddi bir hazırlık süreci oluyor planlamada hiçbir detayı atlamaman gerekiyor.Almanya’da yaşadığım bu terslikten ötürü Erciyes Ultra Sky Trail yarışından hemen sonra bir yarış daha planladım.Kısa zaman aralığında arka arkaya 2 adet sert yarışa girmem hem kendimi hazır hissetmem hem de biraz da Almanya yarışına katılamamanın verdiği kırgınlık da vardı :- ) Erciyes raporuna bunları aktarmamıştım daha yeni yeni paylaşıyorum sizlerle de..

Zagori Mountain Running yarışı ile tanışmam ise farklı bir şekilde gelişti.Mahmut Yavuz Romanya’da başarılı bir şekilde tamamladığım Transylavania yarışını tebrik için aramıştı sağolsun…o arada yeni hedef ne diye sormuştum kendisine,o da bana bu yarıştan bahsetti.Yarışın sitesine baktım,  muhteşem görsellik ve doğasından etkilenmemek elde değildi… ben de bu coğrafyada koşmalıydım..Yarış Erciyes Ultra Sky Trail yarışından iki hafta sonraydı ve benim için uygundu..Hırvatistan yarışında tanıştığım ve Romanya yarışında tüm planlamayı birlikte yaptığım İsmaiil Eren dostuma bu yarıştan bahsettim o da ekibe böylece dahil olmuştu.

TeamBlue

Gökyüzünün mavisine,dağlarda koşmayı seven,farklı coğrafyaları arşınlamak isteyen,asla mızmızlanmayan :- ) TeamBlue doğdu.Umarım yurtiçi ve yurtdışında,single veya takım yarışlarında  start çizgisinde yerimizi alırız.

Zagori Mountain Running yarışının ana sponsoru The North Face idi.Yarışda 10km,21km,44km,80km olmak üzere dört farklı etap var.Yarış Tsepelovo köyünde başlıyor burası Yunanistanın batısında Arnuvatlığa yakın Zagoria Bölgesinde.Her taraf yeşil ve kayalık ben bu bölgenin doğasını çok sevdim.

IMG_1645

IMG_1660

img_1698.jpg

Erciyes Ultra Sky Trail yarışından  2 hafta sonra gerçekleşecek bu yarışın 44km’lik etabı benim için en uygun olanıydı.Zaten 2017’de yaptığım antrenmanları değerlendirirsem yükseklik kazanımı fazla olan,orta mesafe ultralar benim için uygundu ama bu ultraları kısa zaman aralıklarında koşabilecek kondisyona erişmiştim.

44km etabı ise 22 temmuz sabahı saat 06.00’da start alacaktık.Ve bu yarış için de İsmaiil ile organize olduk.Yarışa kısa zaman aralığı kalmış iken kayıt olunca açıkcası yarış alanına yakın uygun fiyatta konaklayacak yer bulmamız zor oldu.Kalmak için bulduğumuz yer,yarış alanına 40km mesafedeydi.Uçak biletleri de pahalı olduğundan ulaşım için otobüsü tercih ettik.Otobüs 20 temmuzda saat 22.00 de hareket ediyordu.İndiğimizde de kiraladığımız araç ile konaklayacağımız yere geçecektik.

Otobüs yolculuğumuz sınırda geçişimiz oldukça fazla vakit aldığından uzadı.12 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Selanik’e vardık.Ardından kiraladığımız araç ile konaklayacağımız yere geçmek için yola koyulduk.Selanikten konaklayacağımız yere 400km kadar bir mesafe vardı.Araçı bir İsmaiil bir ben kullandım.Mesafe oldukça fazlaydı,düşüş yaşadığımızda yer değiştiriyorduk.Yine muhteşem bir doğada yol alıyorduk.Konaklayacağımız yere varmak için 16 saat yol yapmıştık ve yarıştan bir gün önce aslında oldukça ultra geçmişti.

Eşyaları konaklayacağımız yere bıraktıktan sonra yarış kitlerimizi almak için yarış alanına geçtik.Burada Mahmut Yavuz ve Orçun ile biraraya geldik.Yani yarışa katılan toplamda 4 Türk’dük.Saat 18.30’da yarış brifingi vardı;fakat o kadar yorgundum ki brifinge katılmadık ve dinlenmek için konaklayacağımız yere geçtik.Saat sabah 06.00’da start alacaktık ve yarış öncesi 16 saat yol yapmıştık,fazlasıyla hırpalanmıştık.Ertesi gün açıkcası uyumak istiyordum,yarışmak istemiyordum çok yorulmuştum.

IMG_1675

22 Temmuz 2017

Neyse  alarm çaldı,zorla saat 03.45 de kalktım gerçekten keyifsizdim;çünkü dinlenememiştim.Hızlıca kahvaltımızı yaptık.Kaldığımız yerden yarış alanına 40km yolumuz olduğundan vakitlice yola çıktık.Ziviri karanlıkta yol alıyorduk.Yol çok virajlı ve dardı.Yarış bölgesine yaklaştıkça araç sayısı arttı.Yarışa katılım toplamda 700’ün üzerindeydi.

DCIM100GOPROGOPR1261.

Saat 06.00 am

Saat 06.00’da 44km +2600eg lik yarış için start çizgisinde yerimizi alıyoruz.Oldukça kalabalık ve katılım çok fazla.

Cultural Services

Hafif karanlıkta başlıyoruz.Başlangıçta single track yükseliyorsunuz.Yükseldikçe manzara şahane etrafınızda dronlar uçuşuyor  :- ) Kalabalığın arasında atak yapıp hızlıca sıyrılıyorum single tracklerde,katılımda çok fazla olunca çıkışlarda kuyruk oluyor bu da benim için can sıkıcı.Yarışın ilk 23km’isene  kadar çıkışlar çok fazla değil oldukça güzel manzaralar eşliğinde keyifle yol alıyorsun.Rakım 1300m’ye kadar çıkıyor ve 750m ‘ere kadar iniyor.Ve koştuğunuz yerler nispeten gölgelik alanlardan geçiyorsunuz.23.km ye kadar cp lerin hepsinde sadece su takviyesi var.Yarışlarda beslenmeyi seven arkadaşlara duyrulur üzgünüm :- ) 23.km’ye kadar çok keyifli bir şekilde yol aldım.Parkur taşlık, irili ufaklı bazı bölgelerde büyük kayalık diyebiliriz.Tüm cp’lerin hepsinde su takviyesi aldım, gölgeden yol alıyorduk ama çok sıcaktı.

Cultural Services

Daha önce yarışın sitesinden yükseklik kazanımı,cp noktalarını detaylı bir şekilde incelemiştim.Yarış 23.km’den sonra olabildiğince zorlaşıyordu,yarışdaki tüm yükseklik kazanımı nerdeyse bu son kısımda idi.

23.km deki ana cp’ye beklediğimden daha iyi bir vakitte geldim.Burası ana cp idi,burada beslenmemizi yapacaktık.Cp masasında ilk başta hemen karpuza elim gitti sonra cola ve tuzlu gıdalarla beslendim.Sıcaktan ve gölgeden gittiğimizden ötürü sırılsıklandım.Bu cp’de 10dk kadar vakit geçirdim,yedim,içtim hatta colayı sanırım yine fazla kaçırdım.10dk bir moladan sonra cp’yi terk ettim.

Cultural Services

Cultural Services

Bu yarışı 2 kısma ayırabiliriz 23.km’ye kadar 1.kısım,23.km’den sonra 2.kısım.23.km’ye kadar olabildiğince cp’ye erken ulaşmaya bakın derim;çünkü 23.km’den sonraki  kısım çok zor,teknik ve 40 derecenin üstünde bir sıcaklıkta güneşde yol alıyorsunuz.23.km’den sonra ciddi bir çıkış vardı ve 700m’lik rakımdan,2000m’lik rakıma çıkacaktık.Erciyes Ultra Sky Trailde de uzunca bir süre güneş ile birlikte koşmuştum,sıcak insanı çok yoruyordu.Yunanistandaki sıcak ise Erciyesdeki sıcaklıktan fazlaydı.23.km’den sonra çıkışa tam konsantre hızlıca yol almaya başladım.Yükseldikçe yolumuzdaki çeşmelerden su dolduruyorduk.Yanımda taşıdığım 1L’lik su yetersiz kalıyordu.

DCIM100GOPROGOPR1273.IMG_1763

Yine su doldurduğum bir esnada koşuculardan birisi bana Usa’den mi yarışa katılıyorsunuz diye sordu ben de Türkiyeden geldiğimi belirttim :- ) Bana Türkiyedeki kosucu arkadaşından bahsetti ve tanıyıp tanımadığımı sordu ben de ismen kendisini bildiğimi söyledim.Bir iki türkçe kelime söyledi,ben de birkaç tane türkçe yeni kelime öğrettim kendisine :- )

Yiannis Tsavdaridis’e çektiği fotoğraflar için ayrıca buradan da teşekkür ederim.Yarışların en güzel yanları öncelikle yeni dostluklar..sonrasında yeni coğrafyalar ve keşfetmek….

IMG_1766

Yarış öncesi kafamda koşu için bir plan yapmıştım.Yarışın 23.km’sinden sonra tamamiyle yüzümüzü güneşe dönmüştük,çok sıcaktı ve parkurunda olabildiğince  teknikleşmesinden ötürü hızım yavaşlamıştı.Parkur tamamiyle single track olmuştu ve sağ tarafınız  hep boşluktaydı,uçurumdu bu şekilde koşuyorduk.Bazen oldukça tehlikeli noktalarda halat koymuşlardı soldan destek alıyordunuz, yanlış bir adım ile uçurumdan yuvarlanabilirdiniz.Ama şöyle dönüp bir manzaraya bakınca gerçekten çok mutlu oluyordunuz.

DCIM100GOPROGOPR1280.

Parkurda olabildiğince yükselmiştik,2300m’lerdeydik,yükseklerdeki sessizliği seviyorum.Sessizlik içinde yol alır iken arkamdan gerçekten hızlı bir şekilde yaklaşan bir cisim  bu  sessizliği bozmuştu :- ) İlk önce ne kadar hızlı koşuyor diye düşündüm; sonrasında hemen dönüp baktım ve bir atın bana doğru hızlıca yaklaştığını gördüm :- ) Yabani bir attı hemen kenara çekildim ve ona yol verdim uzun bir  süre koşucularla birlikte yol aldı sonrasında hayvan bu tempoya ve sıcağa dayanamadı, küçük bir su birikintisinde bizi takip etmeyi bıraktı…

DCIM100GOPROGOPR1284.

33.km’deki cp noktasına geldğimde hemen beslenmemi yaptım,sıcak çok yoruyordu ve güneşde yol almaktan çok sıkılmıştım.40.km de ise tekrardan bir su noktası vardı.Artık iyicene hızlanmıştım en kısa sürede finish çizgisine varmak istiyordum.

Her yarışta olduğu gibi bu yarıştada hem kendinizi motive etmek hem de hızlanmak için tavşanlar belirleyebilirsiniz.Bu sefer ama sanırım tavşan ben olmuştum : – ) Arkamda olan koşucu bayanlardan birisi sanırım beni tavşan yapmıştı :- ) ben ne zaman kendisini geçsem olabildiğince hızlı bir şekilde koşarak beni geçiyordu,aradaki mesafeyi açtıktan sonra yürüyüşe geçiyordu sonra ben gidip yine geçiyordum bu oyun 7km kadar sürdü :- ) 35.km den sonra ise hızımı iyicene arttırarak bu oyuna bir son verdim…

40.km’deki su noktasına geldiğimde ise içimden artık parkur bitti diyordum;fakat bu su noktasına geldiğimde görünürde medeniyete dair hiçbir şey yoktu,halen dağın başındaydık…bir an çok üzüldüm ve yarış bir türlü bitmiyor diye sıkılmaya başlamıştım.Bu moral bozukluğunu destekleyen en büyük etken ise  havanın çok sıcak olmasıydı.Bir ara hatta gözlerim doldu :- ) Su noktasından bir karpuz dilimi alıp yola koyuldum.Karpuz dilimi  az da olsa keyfimi yerine getirmişti :- )

Son kısmın zorluğunu size tarif edemem..Tamamiyle teknik inişler başlamıştı,ufak 1 yanlış adım ile  uçurumdan uçup gidebilirdiniz …Yarışın bitmesi telaşı içindeyken genelde herkesin yaptı hataya düştüm çok hızlıydım,ama hemen kendimi dizginledim ve hızımı yavaşlattım hiç durmadan ful konsantre inişe geçmiştim ve 44.km’ye geldiğimde finish alanını görebiliyordum;müzik sesi ve alkışlar geliyordu,fakat o kadar uzak gözüküyordu ki ve biz olabildiğince yüksekdeydik..

Teknik inişi tamamladıktan  sonra Tsepelovo’da köyüne giriş yaptım,başladığım noktaya dönmüştüm.Cafelerde insanlar oturuyordu ve herkes alkışlıyordu çok keyifli bir ortamdı herkes bu yarışı sahiplenmişti ve ilgi çok büyüktü.

Ve finih çizgisinden geçtim bu nasıl büyük bir mutluluktur :- )

Cultural Services

İsmaiil ile parkurda hiç karşılaşmadık ya önümde ya da arkamdaydı finish çizgisinden geçtikten sonra alanda İsmaiil’i gördüm.

Hemen TeamBlue fotoğrafı aldık..

IMG_1715

IMG_1713

Yarışı özet bir şekilde değerlendirirsem oldukça zorlu ve teknik bir yarıştı.Yarışın nerdeyse 40km’si  single track ve sağ tarafınız hep uçurum.Ben parkurdan çok keyif aldım.Organizasyonunda sponsoru The North Face gayet başarılı.Gelecek sene 80km parkurunu yarış listeme dahil edebilirim.

Suunto Ambit 3 Peak Verileri

Distance:45,24km

Elevation gain:2725m

Kullanılan Malzemeler/Yiyecek:

Salomon Tsirt,Salomon 5l bag,Hoka One  One  Speed Goat Ayakkabı,Fizan Baton,Compressport Calf,The north face şapka.

Yanıma yiyecek almadım,2 adet cp noktasında  23km ve 33km deki cp’lerde beslenmemi yaptım.

Nerede yeni maceramız ;- )

 

 

 

 

Erciyes Ultra Sky Trail Yarış Raporu

Erciyes Ultra Sky Trail Organizasyonunda 4 farklı parkur seçeneği var,

1.Vertical Kilometer(VK):4.5km,+1000m…3350m irtifaya çıkıyorsunuz.

2.Trail Run:24k,+1432m

3.Erciyes Ultra Sky Trail:64km,+3200

4.12k Trail

İlk kez 2016 senesinde  düzenlenen bu yarışa İsviçre’de Trail Verbier-St Bernard yarışında koştuğumdan kaçırmıştım, çok da üzülmüştüm.(blogda yarış raporuna göz gezdirebilirsiniz).2017 Mayıs ayında  İznik Ultra Dağ Maratonunda 50k koşmuştum.Bu yarış Romanya’da oldukça zorlu Transylvania100k yarışı için antrenmandı.Transylvania Yarışı da Erciyes Ultra Sky Trail için antrenmandı :- ) Bu liste böyle gider….

Erciyes Ultra Sky Trail 64k parkuru  3917 metre yüksekliğindeki Erciyes Dağının eteklerinde  koşulan bir yarış.Aslında VK yarışını da çok koşmak istiyordum ama 2 gün üst  üste zorlu iki yarış için antrenmanım yeterli olmadığından sadece 64k parkuruna yazılmıştım.

6 Temmuz 2017

İş yerinden 2 gün izin aldım ;- ) Yarış alt 2500m-2600m rakımlarında geçtiğinden erkenden gidip aklimite olmam gerekiyordu.6 Temmuzda Kayseriye vardım ve organizasyonun servisiyle yarış noktasına(Erciyes Kayak Merkezi) ulaştım.Bulunduğumuz yerin rakımı bile 2200m idi. İlk gün hem yol yorgunu olmam hem de rakımın yüksek olması bünyemi zorladı.Teleferiğe bindim,2600 rakımına çıktım ve burada biraz turladım.Sonra tekrar merkeze indim.Çok açtım,Develi’de Cıvık ye dediler yedim :- )

7 Temmuz 2017

Ertesi gün daha iyi hissediyordum, dinlenmiş durumdaydım.Kahvaltıdan sonra hemen dışarı çıktım ve 2800 rakımını yürüyerek ulaştım.Burada manzara harika,bolbol fotoğraf çektim.Dünkü cıvık ağır gelmiş durumda zaten gelmeden once de midem kötüydü,yarış öncesi bu beni korkutuyor.Sıkı bir kahvaltıdan sonra dışardan bir şey yememe kararı aldım.Yarışda midemin daha da kötü olmasını istemiyordum.

Akşam brifinge katıldım.Atil Ulaş parkurlarla ilgili bilgi verdi.Zaten çok zor bi yarış olacağını biliyorum Erciyes’desin,rakım yüksek,zemin sert,coğrafyası zorlu! Brifingde yarışın en sıkıntı kısımlarının neresi olacağına odaklanıyorum ve kaçıncı km’sinde bu zor kısma gireceğime.19k da single track bir çıkıştan bahsediliyor,burada 25k koşanlar 60k parkurunda koşanlara öncelik verilmesi rica ediliyor.(25k yarışcıları parkurun tersinden geliyor bize göre).Bir de son  10k kadarlık kısımda ,1000m yükseklik kazanımı olduğundan ve bu kısmın oldukça zor olduğundan bahsediliyor,şaka ile karışık yarışımız  aslında şimdi başlıyor lafı geçiyor.Daha önce  başlarda  veya sonlara doğru ciddi yükseklik kazanımı ile son bulan veya başlayan katıldığım ve tamamladığım yarışlar olmuştu.1000m kısmı gözümü korkutmuyor ama ne kadar zor olabilir,merak içindeyim.Geçen sene katılan ve 60k parkurunu tamamlayan kişilerinde yarış raporlarında bu kısmın oldukça zor olduğundan bahsediliyor.

Saat 06.00am de start alacağımızdan erkenden yatıyorum kafamda sadece son 10k ve midem,midemin bende yarattığı korkular var …

File 16.07.2017 15 08 49

File 16.07.2017 15 09 34

File 16.07.2017 15 09 52

File 16.07.2017 15 10 55

8 Temmuz 2017

Ve yarış gunu…. rakım yüksek olduğundan rüzgar oldukça soğuk esiyor,saat 06.00 am de start alanında yerimizi alıyoruz.Heyecanlıyım…

File 16.07.2017 15 13 11

File 16.07.2017 15 13 01

1 litre su ile başlıyorum ama yanımda ek olarak salomonun 450cc’lik soft flask’i de var.Geçen sene katılan arkadaşlardan 60k parkurunda su konusunda sıkıntı yaşadıklarını biliyorum;ama bu sene organizasyon su noktalarına +1 ekleme daha yaparak bunu telafi etmiş durumda.İlk su noktası 5k’da idi.Burada elime 500cc’lik su alarak devam ediyorum.

İlk cp 13.k’da idi.Şu ana kadar katıldığım tüm yarışlarda 10k’dan sonra açılan bir sporcuyum.Açılmaktan kastım kasların ısınması,heyecanın dinginleşmesi,doğayla,parkurla bütünleşme gb lerinden.İlk cp’ye kadar stabil traktör yolundan yükseliyorsunuz.831m’lik bir tırmanış var;fakat zemin rahat,koşturuyor insanı.Yarışda ilk cp’den  son cp’ye kadar hep aklımda son 10k var.Son 10k çok zor diyerek tüm cp’lere cutoff sürelerinden fazlasıyla erken girmem gerektiğini biliyorum,son kısma yeterli zaman ve güç bırakmalıyım diye kafamda planlıyorum.

İlk cp’ye varıyorum ve yarışın bundan sonra büyük kısmında zemin çok sert! İrili ufaklı taşlar,büyük kayalar var ve yabani dikenli otlar her yerde.Koşturmuyor ve sürtünme ayakda çok fazla.Yarışın işaretlemeleri başarılı kırmızı/beyaz flag ya da kayaların üzerinde kırmızı/beyaz boyalar göreceksiniz.Bu tarz bi yarışa giriyorsanız girmeden önce parkurun rotasını gps’li saatinize yüklemenizi tavsiye ederim.Ben yarışın başından sonuna kadar saatimdeki rotayı da kontrol ederek devam ettim,ufak tefek sapmalar dışında ciddi bir kaybolma yaşamadım.Zaten düşününce rakım yüksek,sıcak çok fazla ve bir de kaybolma yaşarsanız olabildiğince can sıkıcı olur.

Rota üzerinde 2 veya 3 yerde çoban sürüleri ile karşılatık,buradaki köpekler oldukça vahşi dikkat etmekte fayda var :- ) Yörenin halkı çok içten ve samimi,koşarken keçi sütü verelim,yufka arası helva teklifleri çok geldi sağolsunlar :- )

File 16.07.2017 15 12 43

File 16.07.2017 15 11 17

1.cp’den sonra cp’lerden geçiş sürelerimi kafamda revize etmek zorunda kaldım,çünkü zemin oldukça sertti ve 2.cp(24.3k) ve 3.cp(38.6k) ye kendimce planladığım ortalama vakitlerde geçtim.

Bu yarışın ben de ayrı bir yeri var.Bu coğrafyada koşmak çok istiyordum.Erciyes Dağının eteklerini koşuyorsunuz,dağ bütün ihtişamıyla ortanızda,rakım yüksek,öle yükselip inmiyorsunuz,parkurda rakım çoğunlukla 2400-2500m’lerde geçiyor.

Fakat bu yarışda beklediğim gibi 10k’dan sonra açılamadım.40k’ya kadar bacaklarımın hakimiyeti bende değildi.Sanki bacaklarım, ruhum ve bedenimden ayrı koşuyordu.Bunda midemin de kötü olmasının etken olduğunu düşünüyorum, cp’lerde beslenmemi de minimuma indirmiştim.Yine de yarıştaydım,devam ediyordum..

3.cp’ye vardığımda yani 38.6k’da Savaş Gündüz  görevliydi.Cp’de bana uygun yiyecekleri tükettikten sonra(ekmek arası peynir çok iyi gelmişti sağol Savaş) hemen en zorlu son 10k muhabbetini açtım :- ) Savaş son kısımda 10k mesafesinde 16tane dere yatağına iniş ve çıkış olduğunu söyledi,bunlardan 3 tanesi oldukça derindi.Son 4k’da ise stabil traktör yoluna çıkacağımızı belirtti.

File 16.07.2017 15 38 59

3.cp’den çıktıktan sonra.4.cp’ye yani 45.5k’ya  planladığım vakitte ulaştım.Bu yarışta en kötü hissettiğim yer bu kısım oldu,güneş tepedeydi,çok terlemiştim bi ara gözlerim tuzdan yanmaya başladı.İyi hissetmiyordum.Soft flaskden suyu çekip elime boşalttıp yüzümü yıkadım.(açıkcası su kapağını açıp dökmeye  bile üşendim).

4. cp’de Polat Dede görevliydi.Sağolsun hemen bana tuzlu,limonlu soda yaptı çok iyi geldi.Cp’ye oturur oturmaz 500cc’lik su rica ettim ve başımdan aşağı döktüm işte bu da çok iyi gelmişti :- ) Polat süre bakımından çok iyi gittiğimi ve rahatlıkla yarışı bitereceğimi söyledi.48 veya 49k’da bahsedilen en zorlu kısma giriyorduk ve ben vakit kaybetmeden  cp’den çıkıp hemen yola koyuldum.İyi hissediyordum…

Sanırım yarışta bu 10k merakı ile koştum.Özellik böyle zorlu yarışlarda kendime beni sürükleyecek hedefler belirlemek ben de çok işe yarıyordu.İçimden hep şu zorlu 10k neymiş görmek istiyorum,artık karşıma çıksın ruh hali ile devam ettim… bu beni oldukça pozitif motive etti :- ) Son kısmın çok zor olduğunu bilerek cp’lerden sağlık durumum el verdiğince ve olabildiğince erken geçtim.

Evet son kısım oldukça zordu!! şaşırmadık :- ) zaten 50k yol gitmişsin ve bunu yüksek rakımda ve güneşin altında gitmişsin.Karşımızda 16 adet dere yatağına inen,çıkan hendekler vardı.5 tanesi oldukça derindi.Zemin sert,kayalık,dikenli…çok zordu ve bitmiyordu.Stabil yol hayali ile inip çıkıyordum.Son 3k’da stabil traktör yoluna çıktığımdaki mutluluğum inanılmazdı ve finish e doğru  koştum koştum…..

Zorlu 64k parkurunu tamamlamıştım ve bu kadar zorlu bir parkuru tamamlamam yanında bayanlarda 2.cilik gelmiş olması da ayrı bir mutluluk :- )

IMG_20170708_2039506

IMG_20170708_2039417

 

File 16.07.2017 15 12 14File 16.07.2017 15 14 34

Genel olarak baktığımda Erciyes Ultra Sky Trail yarışı oldukça zorlu bir yarış.Bilinçsiz ve düşük antrenmanla belki bitiririm diye  kesinlikle katılmamak lazım..Coğrafya,zemin,rakım oldukça sert ve zorlayıcı.Son kısım çok zor;fakat her yarışın bir tarzı vardır,bu yarışın da bu.

Yarış organizasyonuna ve gönüllülere çok teşekkür ediyorum bu kadar zor bir coğrafyada güzel iş çıkarmışlar ve ileriki senelerde yarışa katılımın daha çok olmasını diliyorum.

-Olur ise daha güzel olur şeklinde :- ) son cp’den çıktıkdan sonra kayalarda işaretleme şeklinde değilde flaglerin daha sık olmasını organizasyondan rica ederim.

Yarışa katılma cesareti gösteren tüm sporcuları çok tebrik ediyorum..

IMG_20170707_1925128

Suunto Ambit 3 Peak Verileri:

Distance:64k

Elevation Gain:3242m

Time:14.32

Kullandığım Ekipmanlar;

Salomon Tayt,Raidlight Tsirt,Raidlight Şapka,Raidlight Tozluk,Salomon Çanta,Suunto Ambit3 Peak Saat,Fizan Baton.

Yarışa Katılmayı Düşünen Sporculara kendimce highpointler

-Sıkı hazırlanın,patikada +3200m yükselmeye benzemiyor.

-Aklimite olmak önemli.

-Çorap seçimi önemli(zemin sert,kayalık,dikenli ve sürtünme çok fazla)

-Tozluk tavsiye ederim.

-1.5l su  tavsiye ederim.

Evet…..

Sırada ne var :- )

The Transylvania One Hundred Yarış Raporu

2016 senesi trail running world calendardaki yarışlar listelenir  ne de olsa araştırmak benim işim…Farklı coğrafya olması arzulanır,daha önce gidilmemiş olsun,yarış raporu olmasın ki iyicene maceranın kucağına düşelim,balkanlar olsun,yeşile boğulalım..

Ezberler bozulsun….

Romanya’da düzenlenen The Transylvania One Hundred yarış  sitesine bakmamla birlikte yarışa hemen kayıt olmuştum.Yarışın sitesindeki fotoğraflardaki büyüleyici atmosfer beni çekmişti.Mesafe ne olacaktı peki? İş yoğunluğum ve haftalık antrenman saatlerim gözönüne alınır ise 50k tabii ki.

The Transylvania One Hundred 2017 senesi için en çok arzuladığım yarış idi,hedef yarıştı ve her şey onun içindi :- )

20 mayıs 2017 tarihinde Romanya’nın Braşov kentinde  Bran kasabasında düzenlenecek olan bu yarış için antrenman niyetine 22 nisan tarihinde İznik Ultra Dağ Maratonunu tamamlamıştım,İznik Ultra  seçimi doğruydu uzun süredir 30k nın üzerine çıkmadığımdan,en azından bu yarışta az da olsa açılmıştım ve vucudum 50k görmüştü.Hırvatistan yarışında tanıma fırsatı bulduğum İsmaiil Eren arkadaşımızda Romanya’daki  yarışa kayıt olmuştu,2 kişilik  Türk takımımız böylece oluşmuştu.

18 may 17,

Atatürk Hava Limanından Romanya’nın Bükreş şehrine doğru yola çıktık.Uçuşumuz gayet keyifli geçti.1.5 saat kadar kısa sürede Romanya’daydık ve başta ne kadar ürksek de :- )   pervaneli uçak deneyimi yaşamıştık.Uçaktan iner inmez havaalanında kiraladığımız araç ile Bükreş merkezine doğru yola çıktık ve kısa bir Bükreş turu yaptık.Her yer yemyeşil ve çok fazla sayıda park var,insanlar medeni ve yeşile saygılı…

Avrupa ülkelerinin hepsi birbirine benziyor diyerek  Bükreş ziyaretini daha fazla uzatmadan :- ) Bran’a doğru yola çıktık…

Bükreş-Bran arası yolculuğumuz 4 saate yakın sürdü,biz de biraz oyalandık.Durduk, fotoğraf çektik ve geç vakitte Bran kasabasında olacağımızdan alışveriş yaptık.Bu rota inanılmaz keyifli.

19 may 17,

Bran kasabasında çok fazla kalma seçeneği mevcut,küçük turistlik bir kasaba buraya kadar gelmişken ünlü kont Drakula’nın kalesi diye tabir edilen Bran kalesini de gezmeden olmazdı.

IMG_0854 (1)

Öğleden sonra yarış kitimizi aldık  ve race map üzerinden organizasyon sahibinin sunumunu dinledik.

The Transylavania One Hundred yarışı Bucegi Dağlarında geçiyordu.Yarışta 100k/50k/30k/20k olmak üzere 4 farklı mesafe  seceneği var idi.Bizim koşacağımız 50k mesafesi saat 07.00 am,100k mesafesi ise saat 05.00 am de start alıyor.50k mesafesinde 5 adet kontrol noktası vardı ve sadece 12k,25k ve 37k kontrol noktalarında yiyecek ve su verileceğini,15k ya kadar parkurun olabildiğince zorlu olduğu belirtildi.Suyumuzun tükenmesi halinde dağda her yerden su içebileceğimiz de eklendi..

img_08761.jpg

IMG_0853

Yarış kitlerimizi de aldıktan sonra hostelimize yerleştik ve beslenmeye başladık :- ) Yarıştan  önce depoları tam doldurmak gerekiyordu..

20 may 17

Saat 05.00 de kalkınır,kahvaltı ve yarışa hazırlanma tamamlanır.Kaldığımız yerden yarış alanına 2.5k mesafe var.Yarış Bran Kalesinin bahçesinden başlıyor.İsmaiil ile kiraladığımız araçla  yarış alanına gittik.Aracın tek anahtarı var doğal olarak elimizde,araçta pacelerimiz yarışta  uymayabileceğinden kim öne geçerse anahtarı elden ele dolaştırırız diyoruz,heyecan dorukta :- ) ve hava 18,19 mayıs tarihlerine göre oldukça serin öğlene doğru açar diyoruz….

img_0894.jpg

Saat 07.00 am de start alıyoruz.

Parkur muhteşem yeşilliği,doğası hiç dokunulmamış.İlk 15k ciddi bir yükseliş  var ve yarış 750m rakımından başlıyor.

Uzun soluklu ve parkur oldukça zor olduğundan yumuşak bir tempoda başladım ve gittikçe yükseliyoruz,yükseldikçe her şey çok daha güzel.6km’lere geldiğimizde ise sis gittikçe fazlalaşmaya başlıyor.Yarış öncesinde siteden parkurun gps verisini saatime yüklediğimden az da olsa kendimi güvende hissediyorum.(az da olsa hissetmem çok doğruymuş :- )

Yarışın ilk cp ne ulaşmak için yükseliş oldukça fazla olduğundan 12k için 4 saat maksimum süre verilmiş.Açıkcası ilk basta(tabii ki rotayı ve hava şartlarını öngöremediğimizden) bu süre yeterli gibi gözükse de sürprizlerle dolu bir parkurun içinde olduğumu 6.km den sonra farkediyorum.6km den sonra kar,çevreyi tamamiyle kaplayan sis,soğuk hava ve şiddetli rüzgarla birlikte büyük bir mücadelenin içinde buluyorum kendimi.

DCIM100GOPROGOPR1196.

DCIM100GOPROGOPR1203.

Öle bir siski 10 adım ilerideki yarışcıyı göremiyorsunuz ve parkurda işaretlemeler çok zayıf,saatime yüklediğim rota ise çoğu yerde ‘off route’ uyarısı veriyor,belli ki siteden yüklenen gps verisi güncel değil.Zaman kısıtı,oldukça olumsuz hava koşulları ve sisin içinde eğilmiş, pusula ve haritayı çıkarmış parkur yönünü bulmaya çalışan sporcular görüyorsunuz.Sanki bir hayalin içindeyim…Yarışın zorunlu malzeme listesi oldukça fazlaydı ve  yarışda bu malzemelerin hepsinin olabildiğince gerekli olduğu  çok net anlıyorsunuz.

DCIM100GOPROGOPR1201.

6km den sonra artık parkurdaki risklerin fazla olduğunu öngörerek olabildiğimce hızlanıyorum genelde 3 veya 4 sporcu birarada ilerliyoruz,takıldığımız noktalarda harita ve pusula desteği ile, saatim zaman zaman rotaya giriyor ama çoğu zaman off route modunda.Bu arada üstüme Salomon Bonatti ceketimi giyiyorum,altıma teknik pantolonu da giymek istiyorum ama öle bir zamanım yok,ilerliyorum.Bu kadar sisin içinde yanlış yone giriyoruz ve 2km ekstradan koşuyoruz o kadar moral bozucu bir durumki anlatamam.Saatim 12km ye geldiğinde emin olamıyorum acaba ilk cp yi kaçırdık mı korkusu içinde sislerin içinde  gördüğüm bir kaç sporcuya bağırıyorum;bu ülkede şöle bir sıkıntımızda var çoğu insan ingilizce bilmiyor ya romence ya da almanca konuşuyorlar.O arada ‘Gel’ diye bir ses duyuyorum ve  İsmaiil ile karşılaşıyoruz :- )

DCIM100GOPROGOPR1209.

Saatime bakıyorum 3.00 saati geçmiş durumdayız ve halen ilk cp ye varamadık,olabildiğince hızlanıyorum ciddi riskli bir dağ yokuşu inişinden sonra ilk cp ye 3 saat 20dk  gibi bir zamanda variyorum ve burada sis azalmış durumda,mutluyum hemen besleniyorum hava soğuk olduğundan nerdeyse hiç su içmemiş durumdayım.Bu cp de fazla vakit kaybetmiyorum ileriye baktığımızda ciddi bir çıkış olduğunu görüyorum hemen yola koyuluyorum.Burada belki yarışın ilk büyük hatasını yapıyorum orada teknik pantolonumu giymem gerekirken,giymiyorum ve yola çıkıyorum.

12k dan 17k ya kadar yani yiyecek verilmeyeceği belirtilen 2.kontrol noktasına kadar bildiğin kış dağ tırmanısı gercekleştiriyoruz.Hava olabildiğince soğuk sıfırın altında,her yer tamamiyle sis,gözgözü görmüyor,olabildiğince dik eğimde  yukarı doğru tırmanmaya başlıyoruz,tırmandıkca rüzgar şiddetini arttırıyor,kış dağ tırmanışı yapan arkadaşlar bunu iliklerine kadar daha iyi hissedecektir,fakat ufak bir fark var biz böle bir parkuru bildiğin kısa tayt ve spor ayakkabı ile çıkıyoruz.Çıkarken kendime bayağı küfrediyorum dizlerim kıpkırmızı kesiliyor(kısa tayt ve calflayım) bildiğin donuyorum hava koşullarına çok daha iyi bilen ,yerli sporcular ise kıyafet bakımından bize göre çok daha fazla donanımlı.(ama su da bir gercek ki gecen seneye göre çok daha sert hava koşulları var).Hipotermiye girmemek için hiç durmadan çıkıyorum vücud ısımı düşürmemen gerekiyor biliyorum.

Ve sonunda tırmanışı tamamlıyorum o noktada görevli arkadaşlar bize kontrol noktasını girmemiz için yön gösteriyor yoksa cidden o sisde küçük dağcı kulubesini görmek imkansız :- )

2.kontrol noktasına giriyorum ve bildiğin donmus durumdayım.İçeri girdiğimde sıcak bir şeyler içen  ve ekmek arası atıştıran sporcular görüyorum.Hemen cantamdan teknik pantolunu çıkartıyorum ve iç sesim hemen giyin çık diyor,vucutta fazla gevşemeden…o an hiçbir şeye anlam veremiyorum ,saatlerdir sis ve soğuk içinde koşuyorum ve hemen kıyafetimi giymeyi koyuluyorum artık nasıl bir bakış attım çevreye bilemiyorum ama :- ) bayan sporculardan birisi bana ingilizce çay istermisin diye soruyor, param yok diyorum(para ile satış yapılıyor) sorun değil diyor ve bana çay ısmarlıyor.O çayı içtiğimde yeniden doğuyorum nasıl bir mutluluk anlatamam :- )

Belki isteseydim çay verirlerdi :- ) ama zaten dil sıkıntısı çekiyorum,donmuş durumdayım laf anlatmak falan,gerçekten uğraşmak istemedim.Çayımı içtikten sonra hemen yola koyuluyorum,iyi hissediyorum.

Bu arada bana çay ısmarlayan sporcu Romanya’nın kuzeyınden ve yanında gps saati yok,öle gelmiş koşuyor ve bu koşullarda kaybolma riski yüksek olduğundan beraber devam etmeye başladık.Çayın bende 40 yıl hatrı olduğundan :- ) finish e kadar arkadaşımı kolladım çoğu zaman onu öne alarak yolumuza devam ettik,ben öne geçince basıp gidiyorum çünkü :- ) Bu yarışta kaybolursanız ve sakatlanırsanız gerçekten size ulaşmaları çok zor gözgözü görmüyor o yuzden sporcular olabildiğince birlikte ilerlemeye çalışıyorlar.

3.cp noktası olan 25k ya geldiğimizde irtifa azaldığından sis ortadan kalkıp dolu ve yağmura çevirdi ama bildiğin sağanak halinde yağmur ve bu esnada Salomon Bonatti ceket zayıf kaldı ve çok fazla ıslandım ve hızımı iyicene arttırarak koşmaya başladım yine vücut ısımı yukarda tutmalıydım.25k dan finish noktası olan 50k ya kadar ise yağmurda koştuk  ve kaygan çamurda bir kaç defa kayıp düşdüm ama kafayı kollayacak tatlılıkta : – )

Romanyalı arkadaşımın da ingilizce bilgisi çok zayıf olduğundan iletişimimiz gayet basit idi.Düştüğümüzde ve cp den artık çıkıp yola koyulmamız gerektiğinde ‘Are you ok?’ hafif,yavaş koşmam için ise ‘easy’ :- )

Yarış  başladığı noktada Bran Kalesinde son buluyordu ve 12 saat 34 dk da  Bran Kalesindeki finish noktasına Romanyalı arkadaşım Cami Enera ile ulaştık.

img_0909.jpg

Şuana kadar katıldığım en zor parkurdu ve bana çok şey kattı.

IMG_0911

IMG_0914

IMG_0917

-Yarışta muhteşem bir görsellik var,doğası olabildiğince dokunulmamış,

-Cp’ler den hiçbir şey beklemeyin çok zayıf ve bu yarısa katılan sporcularda bu durumdan gayet memnun,kimse şikayet etmiyor.

-Heran sürprizlere hazırlıklı olun,sıkı giyinin,hava koşulları,iklim çok sert.Ceket yanında cantada  bir yağmurluk bulundurmakta fayda var.

-Harita ve pusula bilginiz olsun.

-Çantada o ülkenin  para birimi olsun ne olur ne olmaz.

-GPS’li saat kullanın,güncel veriyi mail ile organizasyondan istemekte fayda var.

-Akıllı koşun,düşmeyin(düşsen de kafayı kolla bari :- ),sakatlanmayın,kaybolmamaya çalışın bu parkurda size ulaşmaları çok zor.

Yarış bu doğallıkta(wild) ve çok güzel.

Suunto Ambit 3 Peak Verileri:

Distance:51.36k

Time:12.34

Eg:3344m

Kullandığım Ekipmanlar:

Salomon Bonatti ceket ve teknik pantolonu,Fizan Baton,Hokaoneone Speed Goat ayakkabı,Suunto Ambit 3 Peak saat,2xu kısa tayt,Compressport Calf.

Haydi devam ; – )

Başladığım Noktadayım..İznik Dağ Marathonu Yarış Raporu

Evet seviyorum :- ) doğada olmayı,sınırlarımı zorlamayı,hissetmeyi,bireysel takılmayı en çok da keşfetmeyi…

2013 yılında ilk defa İznik Ultramarathon organizasyonunda 10k halk koşusuna katılmıştım.Sonrasında 2014 senesinde o zaman 42km olan İznik Dağ Marathonunda start çizgisinde yerimi aldım ve başarıyla finish e ulaştım,sonrasında bu maceranın devamı 2015’de İznik Orhangazi Ultramarathonu 80k parkuru ile devam etti,  Derbent istasyonunda(sanırım 66k idi) zaman sınırını aşarak çekilmemle  birlikte İznik macerası benim için son bulmuştu.Sakat şekilde o kadar uzun mesafeye girmemem gerekiyordu hem kendime hem de parkura küstüm açıkcası…

Bu seneki yarış planlamamda nisan ayında yurtdışı olmasına rağmen iş yoğunluğundan uzun izinlere giremediğimden hedefi tekrar İznik’e çevirdim.Bana yakın olanlar bilirler bu sene ve 2016’nın son kısmı çok yoğundum,halen yoğunum antrenmanlarım haftalık saat bazlı düşük seviyede gittiğinden hedefimi İznik Dağ Marathonu olarak belirledim.2017’nin ilk yurtdışı hedefi olan Romanya Transylvania Yarışı (50k) için de  antrenman tadında güzel bir yarış olacaktı.

21 Nisan 17,

Bir gün izinliyim :- ) Aslı,Dinçer,Can ve ben sabah 10.00 civarı İznik’e doğru yola çıktık.Keyifli yepyeşil bir yol,dostlarla birlikte..Birkaç ufak aksilikten sonra kalış yerimizde değişiklik oldu ve İznik Otel’e yerleştik.Üzgünüm,fakat bu otelde sıcak sudan tut,otelin tamamiyle sigara kokmasından sıkıntılı iki gün geçirdik …

Neyse ki,

İznik karnaval havasında idi  Twilight Team ve tüm dostlar oradaydı, mutluyuz…:- )

IMG_0233

IMG_0335

IMG_0238

22 Nisan 17 yarış başlar,

İznik Ultramarathon organizasyonunda 140k,90k ve 50k olmak üzere 3 adet farklı mesafeler mevcut.

140k parkuru saat  saat 00.00 İznik,

90k parkuru saat 09.00 Orhangazi,

50k benim koşacağım parkur saat 10.30  Narlıca’dan start alıyor,

Ekran Resmi 2017-04-26 21.26.17

Organizasyonun araçlarıyla saat 10.00 civarı Narlıca’ya vardık.Benim için yarışlara katılmak hem çok zevkli hem de stresli,sanki üniversite sınavına giriş tadında bir heyecan yaşatıyor :- ) ilk 10k yı geçtikten sonra heyecanım yatışmış oluyor….

IMG_0317

Yarış öncesi yarışın sitesinden 50k parkurunun check point noktalarını ve yükseklik kazanımlarını inceleyip kafamda kaba taslak bir plan oluşturmuştum.Yarışın GPS verisini de  SUUNTO saatime yüklemiştim.Aslında 140k ve 90k lık parkurun son 50k lık kısmını koşacaktık ve bence bu kısım yükseklik kazanımı bakımından da en zor kısımdı.2014 senesinde koştuğum 42k lık parkura göre   daha  sert bir parkur beni bekliyordu…

Yarış başladıktan sonra İznik Dağ Marathonu için  teknik parkur kıvamında bir yarışın içindeydim diyebilirim.Halatlarla inişler yapıyorduk :- ) single track geçişler…Parkurda yol aldıkça bu sene dargınlığı bir kenara bırakıp bu yarışa gelmekle doğru bir karar verdiğimi hissetmiştim,mutluydum…Mayısdaki Romanya yarışım için de gerçekten doğru bir tercihdi.

—2014 den beri İznik Ultramarathonunda farklı noktalarda yarışa katıldığımdan her yerde ağır deja-vu larrr :- ) —-

Katıldığım tüm yarışlarda beslenmem çok iyi  değil ama bu sefer kötünün de  kötüsüydü sadece cp noktalarında beslendim,çantamdaki  bir adet top keki tüketerek ilerledim.(onuda 1 seferde 10sn ye için de tüketmiştim 🙂 ) Yarış sırasında beslenmeme dikkat etmemen ve yaptığım  antrenmanlarda uzun mesafe nerdeyse yok  denilecek kadar az koşmam sebebiyle,42k dan sonra vücudum hızlı bir  düşüşe geçti,neyseki yarışın toplam mesafesi 50k idi…

19k Süleymaniye istasyonunda koşudan arkadaşım Cem Ayhan ile karşılaştım ve yarışın sonuna kadar birlikte devam ettik.İlk defa katıldığım bir yarış  organizasyonunda birisiyle bu kadar uzun soluklu beraber koştum,pacelerimiz birbirine uymuştu o da benim gibi az antrenmanlı idi :- ) Yarış ortamında birlikte yol almak güzel;fakat ultra marathon uzun mesafe yarışlarında  gece ve gündüz tek başına yol almayı da becerebilmeli insan,mental olarak buna hazır olmalı…(yeni başlayanlara dip not)

IMG_0259

Parkurda geçtiğimiz yerler de halkın büyük desteğini gördük artık İznik halkı bu yarışı sahiplenmişti..

-Teyzelerin tatlı tatlı ben geçerken ‘kızım güzel koşuyorsun da köpekler kovalamasa bari’ :- ) Dilek:umarım…

veya

-Yolculuk nereye  Dilek:’İznik’e gidiyoruz’ ….İznik’e koşularak gidilir mi,kolay gelsin :- ) Dilek:Kem küm cevap yok gibi gülümseten diyaloglar…..

IMG_0334

34k derbent istasyonundan sonra yağmur iyicene çiselemeye başlamıştı.Yağmurlu havalarda koşmak oldukça zorlu oluyor,yerler çamur olduğundan hareketiniz kısıtlanıyor olabildiğince.. fakat en güzeli ise biz finish e doğru inişe geçmiştik :- )…ve yağmur bastırmadan finish i göreceğiz gibi gözüküyordu bir terslik olmazsa…

Ve 8 saatlik bir yolculuktan sonra Finish e variyoruz…mutluyuz,performansımız daha iyi olabilirdi;fakat sezonun daha ilk yarışı,ter attık diyebiliriz…ve tabii daha iyi çalışmalı…

IMG_0257

IMG_0263

Ekipmanlar:

Suunto Saat,Salomon Slab trail  ayakkabı,Raidlight Tozluk,Compressport Calf,Salomon Bonatti Yağmurluk,Buff,Leki baton,2xu Tayt,Fundamentalbeanies

Suunto Ambit 3 Peak Verisi:

Dst:49.7km asc:1952m dsc:1861m

Organizasyon ekibini,gönüllüleri ve yarışa katılım cesareti gösteren herkesi tebrik ederim.

Parkur şahane olmuş gelecek sene yine gelirim ben…

 

 

Aladağlar-V1(İstanbul-Adana-Pozantı-Çukurbağ-SokulluPınar-Çelikbuyduran-Yedigöller-MTA-Aşı Tepe-Adana-İstanbul)

Ağustostaki Aladağlar Sky Trail yarışından sonra tekrar  Aladağlara daha uzun süreliğine gitme planları yapıyordum.Yarış için iki günlüğüne gelip dönmüştüm zaten 1 günü de yarışda geçmişti.Bu planları yaparken dostum Barış Tuncaboylu bayramda Aladağlarda bir kaç zirve yapma planları olduğunu söyledi ve bende böylece plana dahil oldum.

10-12 eylül gidiş/dönüş olacak şekilde Adana Havaalanı için pegasustan uçak biletlerimi aldım.Dağcılık faaliyetleri için iyi organize olmak gerekiyordu.Aladağlar-Yedigöllerde  mevkiinde 2 geceliğine kamp atacağımızdan yiyecek,ekipmanlar,su,kamp alanına ulaşım hepsinin planlanması gerekiyordu.Uzun süredir faaliyetlere katılamıyordum özlemiştim,dağcılık zor ve zahmetli bir spordu.Dağa gidiyorsanız 2 günü gözden çıkarmanız gerekiyordu o da genelde çalışan kesim için haftasonu oluyordu…

10.09.16 

1.Gün

Adana havaalanına indikten sonra önceden planladığımız gibi havaalanından taksi ile Pozantı minibüslerinin kalkacağı yere gittik ve Pozantı minibüslerine bindik.Pozantıdan Aladağlar Sky Trail yarışında evinde konakladığımız Ahmet Üçer Abi bizi karşılayacaktı.

img_4474
Adana Pozantı Minibüs Durağı

Ahmet abi aracı ile Pozantı minibüs durağından bizi alıp yürüyüşümüzün başlıyacağı Sokullupınar’a götürmeden önce Çukurbağdaki evinde kahvaltı ikram etti.Yol yorgunuyduk ve açtık,evinin bahçesinde huzurlu ortamda kahvaltı yapmak çok iyi gelmişti.İstanbul’un kalabalıklığından,keşmekeşliğinden uzaklaşmak bana her zaman iyi geliyordu.Ne boşluk bulursam İstanbul’dan kaçmalıydım,felsefem buydu :- )

Sokullupınar-Yedigöller Kamp Alanı

Barış yedigöller kamp alanına sırt çantalarımızı götürmesi için katır ayarlamıştı.Onun çantası 20kg benimki de 15kg vardı.Katır çok mantıklıydı :- ) Trek5000 ekibinden Şenay,Ayhan Abi ve Mete ile  de Yedigöller kamp alanında buluşacaktık.

Sokullupınarda son hazırlıklarımızı yaptıktan sonra yola koyulduk.En son 1 ay önce Demirkazıktan-Çelikbuydurana Aladağlar Sky Trail yarışında koşturarak çıkmıştım,anılarım canlandı ve yarış psikolojisi farklı oluyordu,o kadar kısa sürede nasıl 12.7k da,1900eg yükseklik kazanımı sağladığıma hayret ettim.Şimdi ise Sokullupınardan Yedigöllere kamp alanına yavaş yavaş yürüyorduk,fotoğraf çekerek daha fazla hissederek sakin sakin..Arada bunu da yapmalıydım bu da iyi hissettiriyordu..

Aladağlar şiir gibiydi,etkileyici ve görkemliydi..

img_4579
Çelikbuydurandan yükseliyoruz…

 

DCIM100GOPROGOPR1016.
Manzaralardan etkilenmemek elde değil..
DCIM100GOPROGOPR1007.
Nerdeyse Çelikbuyduran kapıyı geçtik..
img_4634
Çelikbuyduranı geçtik,Emler Zirveye yaklaştık..

Emler Zirve(3723m) yapmak isteyenler özellikle Çelikbuyduran’a  kamp atıyorlardı,su sorunu da yokdu ve zirveye çok yakındı.Çelikbuyduranda soluklandık ve sularımızı doldurduktan sonra yürüyüşümüze devam ettik.

DCIM100GOPROGOPR1024.
Yedigöller kamp yolunda

Bu tarz faaliyetlerde bazen heyecandan bazen sırtımda suyumu taşıdğımdan(üşeniyordum) su içmeyi yine atlamıştım.Sokullupınardan Çelikbuydurana kadar 200ml su içmiştim ve bu çok azdı,daha dikkat etmeliydim.

Yedigöller kamp alanına vardığımız saat 18.00 idi,5 saat yürümüştük toplamda 13k mesafe ve 1400eg yükseklik kazanımı sağlamıştık.Yedigöller kamp alanının yükseltisi alt:3100m idi.

img_4723
Gölgelere girdikçe üşüyoruz..
img_4726
Yedigöller kamp alanı

Yedigöller kamp alanına vardığımızda katırlar çantalarımızı 2.5 saat sonra getirdi.Bu riski gözönüne katmadığımızdan hazırlıksız yakalanmıştık.Rakım 3100 idi hava karardıkça iyicene soğumaya başlamıştı.

Kamp alanında kalan tırmanış yapmaya gelmiş başkaları da vardı.Dışarda biraz oturduktan sonra kamp alanındaki taş kulubeye gittik.Üstümüz ıslaktı ve benim yanımda yedek olmadığından iyicene üşümeye başlamıştım.Kamp alanındaki taş evde burada konaklayan dağcılar yemek yapıyorlardı.Bizi de içeri kabul ettiler,uzun süredir aç olduğumuzdan yemeklerini de bizimle paylaştılar.Bu çok iyi gelmişti,az da olsa daha iyi hissediyordum.

img_5158
Evet birazcık üşüyorum :- )
img_4777
Yedigöller kamp alanındaki taş ev ve dostlar

2.5 saat sonra katırlar eşyalarımızı getirmişti.Şenay,Mete ve Ayhan Abi lerde kamp alanına ulaşmaya çalışıyorlardı.Saat 20.30 eşyalarımızın gelmesi ile birlikte hemen çadırı kurmuştuk ve ben az su aldığımdan ve uzun süredir üşüdüğümden hemen gidip yattım saat 22.00 ye doğruda diğer arkadaşlarımız kamp alanına ulaşmıştılar.

Faaliyet:5 saat 21dk,13k,1362eg..ölçüm Suunto Ambit3 Peak

11.09.16 

2.Gün

Yedigöller-MTA Zirve(3517m)-Aşı Tepe Zirve(3526m)

Sabah saat 06.00 da  uyandık kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 07.30 da zirveye doğru yürüyüşümüze ekip olarak başladık.İlk hedef benim Aladağlar Sky Trail da da  çıktığım MTA Zirve(3517m) idi.Yolumuz üzerinde Hasta Hoca’nın yaylasından geçtik.3 saatlik ara ara soluklandığımız yürüyüşden sonra zirvedeydik.

img_4961
Yedigöller kamp alanı,sabah saat:07.30 bir başka güzel

ekran-resmi-2016-09-14-14-19-50

img_4785
Hasta Hocanın Yaylası
img_4793
MTA zirve yolunda dinlenmece
img_4824
MTA Zirve(3517m)
img_4818
MTA Zirve(3517m)

MTA zirveden sonra ekibimiz ikiye ayrıldı biz Barış ile Aşı Tepe Zirveyi yapmak üzere yola koyulduk,Şenay,Ayhan Abi ve Mete’lerde Sematepe zirveyi zorlayacaklardı.

Yine molalı bir yürüyüşten sonra Aşı Tepe Zirvedey’dik.Rakım 3526m idi ve manzara bu zirvede de harikaydı.

img_4894
Aşı Tepe Zirveden(3526m) manzara
DCIM100GOPROGOPR1037.
Aşı Tepe Zirve(3526m)

Aşı Tepe Zirve’nin batısında kalan ve planımızda olmayan ,Teke Kalesine çıkmayı heves ettik,fakat yanımızdaki su yetersiz olduğundan ve rotayı çok öngöremediğimizden planımızı değiştirmedik.

ekran-resmi-2016-09-14-14-13-44

Aladağlara daha öncede iki kez farklı zirveler için gelmiştim hepsinde de çok keyif almıştım.Koşu sporu ile de ilgilendiğimden burası benim için iyi bir antrenman alanı idi.Zaten nereye baksan zirveydi,yeni oyun alanım burası olmalıydı.İstanbul’a döndüğümde Tunç Fındık’ın Aladağlar kitabını almaya karar vermiştim uygun zaman dilimlerinde buraya gelerek çıkmadığım diğer zirveleri de(kapasiteme uygun olan) hedef listeme almıştım.

Aşı Tepe Zirveyi de tamamladıktan sonra Yedigöllerdeki kamp alanının yolunu tuttuk.Yorgun…fakat mutluyduk.

Faaliyet:7 saat 25dk,1450eg,16k..ölçüm Suunto Ambit3 Peak

Kamp alanına vardığımızda ilk gün donmamın dışında(tedbirsizlik) bir diğer hazırlıksız yakalandığımız olay su mevzusu idi.Kamp alanında akan su temiz değildi ve biz getirdiğimiz tüm suyu faaliyette tüketmiştik.

Buradaki suyun kaynatılması ve süzgeçten geçilerek içilmesi gerekiyordu.Yine hatalıydık…Bu mevsimlerde Yedigöller kamp alanında suyun problem kaynağı olduğunu sonradan öğrendik.Su çok önemliydi ve bu biraz moralimizin bozulmasını sağladı.En yakın suya ulaşacağımız nokta  ise Çelikbuyduran idi;fakat gün içinde yaptığımız 2 tane zirveden sonra sırt çantalarımızı yüklenip oraya kadar yürümek ve ayrıca kamp atmak zor olacaktı,o yüzden kamp alanımızı değiştirmeyerek suyu kaynatarak içme yöntemini tercih ettik…

Benim bünyem bu konularda hassas olduğundan daha önce yaşadığım vakalardan biliyorum kaynatarak da olsa çok az su tükettim bu esnada ekip arkadaşımız Mete imdadımıza yetişti :- ) Mete,ben ve Barış’a 500ml lik  2 şişe su verdi.. o gün bu suyu tüketmedim,dönüş yolunda içmeyi planladım.

Barış ve ben 12.09 tarihinde.. Şenay,Mete ve Ayhan Abi ler ise 13.09 tarihinde kamp alanından ayrılacaklardı.

12.09.16

3.Gün

Yedigöller kamp alanında son günümüz idi.Saat yine 06.00 da uyanmıştık ,kahvaltı yapmadık ve tüm eşyalarımızı toparlayıp Barış ve ben,saat 07.30’da  diğer arkadaşlarımızla hem vedalaşıp hem de bayramlaşıp yola koyulduk.Şenay bu arada çay(sularımı tükettiğimden beridir sadece 200ml lik su içmiştim) ve bayram çikolatası ikram etti bize;fakat ben yanımda sadece Mete’nin verdiği 500ml lik su olduğundan ve en yakın su kaynağı olan Çelikbuyduran’a yolumuz olduğundan cebe atıp ilerde yemeyi planladım :- )

Bu sefer dönüş yolunda sırt çantamızı taşıyacaktık ,yiyecekleri tükettiğimizden en azından çantalar 1 er kilo hafiflemişti.

img_4970
Geri Dönüş Çelikbuydurana doğru

Böyle faaliyetleri iyi planlamak gerekiyor ki su en büyük hataydı.Su yetersiz olduğundan son gün rotamızı değiştirmek zorunda kaldık.Normalinde Sematepe Zirveyi de yapıp Sokullupınar’a inmeyi planlıyorduk ki vazgeçip direkt Çelikbuyduran’a geçmeyi planladık.

Şu yönden kendimi şanslı hissediyordum koşu antrenmanlarımda zaman zaman sıfır yiyecek ve az su tüketerek antrenmanlar yapıyordum,dayanıklılığımı geliştirmeye yönelik sonuçta Ultra Marathon yarışlarına katılıyordum,rotada ne zaman ne olacağı belli olmuyordu sürprizlere vücudum hazırlıklı olmalıydı…30k koşuyordum Çekmeköy Taşdelen Trail parkurunda sadece 600ml su tüketerek.Bu antrenmanlarda  Aladağlar faaliyetimizde işime yaramıştı 500ml suyu tam anlamıyla tüketmeden Çelikbuyduran’a ulaşmıştık.

Çelikbuyduranda sularımızı doldurup ufak bir mola verdik,enfes manzaraya karşı bir müddet dinlendik ve Şenay’ın verdiği çikolatayı yedim afiyetle..Hayattan daha fazla ne isteyebilirdim ki karşımda enfes manzara,suyum yanımda ve çikolatayla nefsimi körlemiştim…

img_5159
Çelikbuyduranda dinlenmece..
img_4992
Tekrar yoldayız,inişe devam…

Çelikbuydurundaki ufak molamızdan sonra dünya küçük cidden dedirten bana Çelikbuyduran Kapı geçitinde  tırmanışcı olan arkadaşım Mustafa Şener ile karşılaştık..Kendisinin sosyal medyadan da  tırmanışlarını takip ediyordum ve hayranlık besliyordum.

Mustafa ve arkadaşı Cihan direktaş kuzay duvarı tırmanışı için yola çıkmışlardı ,ayaküstü sohbetten sonra onlar da yedigöller kamp alanına gidiyorlardı kendilerine başarılar dileyerek ve kamp alanındaki su problemini  de belirterek yolumuza devam ettik..

img_5151
Ben ve Mustafa Şener

Çelikbuyduran riskli bulduğumuz noktalarda bir  kez kayıp ,popo üstü oturdum,çantam ağır olduğundan direkt geriye düşüyordum zaten :- )Ve zeminin daha temiz olduğu parkura geldiğimizde iyice hafiflemiştim ve mutluydum..

 

img_5060
Az kaldı Sokullupınar,neredeyse geldik :- )

 

Faaliyet:4 saat 51dk,13k,450eg..ölçüm Suunto Ambit3 Peak

Faaliyetimizin başladığı nokta olan Sokullupınara vardığımızda Ahmet abi aracı ile bizi alıp Adana Havaalanına bıraktı..

Bir faaliyetin daha sonuna gelmiştim,hedefimi gerçekleştirip,eksiklerimi görmüştüm bir dahaki sefer daha tedbirli olacaktım..

Faaliyeti gerçekleştirdiğim tüm arkadaşlarıma ayrı ayrı çok teşekkürler..

Şenay Kılıç,Ayhan Kılıç,Mete Güneş,Barış Tuncaboylu,Trek5000,Team P…

Ahmet Üçer’e lojistik desteği ve ikramları için çok teşekkürler..

Kamp alanında ismini bilmediğim sohbet edip yemeğini bizimle paylaşan dağcı dostlarımıza çok teşekkürler…

Ağır sırt çantalarımızı kamp alanına taşıyan katırlara çok teşekkürler…

Toplam Faaliyet:Rakım 3000m nin üstünde gerçekleşti,

süre:17saat 53dk,

mesafe:42k,

yükseklik kazanımı:3262eg,

Beslenme:Beslenme ve su tüketimi hatalarla dolu..az beslenme,az su tüketimi ve zorlu bir aktivite oldu..

Ekipmanlar:Deuter Act lite 55+15l sırt çantası,Deuter 10l çanta,Boreal Atlas ayakkabı,Petzl Kask,Leki Katlanabilir Baton,Marmot ve The North face Trekking pantolon,The North Face Blue Kazoo uyku tulumu,La Sportiva Tsirt,Suunto Ambit3 Peak..

Aladağlar Volume1’di devamı gelecek… 

Aladağlar Sky Trail Yarış Raporu

Temmuz ayındaki Alplerde gerçekleşen Trail Verbier-St Bernard_Traversee 64k +4200eg yarışını tamamladıktan sonra 2016 takvimimdeki bir diğer yarış Aladağlar Sky Trail idi.İki yarış arasında 1 ay vardı.Alplerdeki yarışta hiç bir sakatlık yaşamamıştım,sağlıklı bir şekilde bitirmiştim,yüksek rakımda koşmakda aslında Aladağlar Sky Trail yarışı için de bir hazırlık olmuştu.

Aladağlar Sky Trail yarışına gelirsek ise 3000m rakımının üzerindesiniz.Parkur mesafesi 46.8 k,yükseklik kazanımı +3500m olan dağlarda geçen her yarış gibi tabii ki bu yarışda  enfes olacaktı.Koşudan anladığım benim buydu zaten,dağlarda geçmesi,nefes kesen manzaralar ve hissetmek.

Ekran Resmi 2016-08-31 22.35.04

Yarış 13 ağustos cumartesi saat 05.00 de start alacaktı.Çalışan beyaz yakalı olduğumdan :- ) izin almam kolay olmuyordu.Yarışdan bir gün önce-12 ağustos- daha önceden ayarladığımız Çukurbağ’da Ahmet Abi’nin mekanına yerleştik.Yarışa katılacak olan bazı arkadaşlar erken gelmişler ve aklimite olmuşlardı.Benim aklimite olacak zamanım yoktu ve  yol yorgunuydum, sadece sokullupınarda muhteşem manzarada birkaç saat geçirebildim.

IMG_3991

IMG_3987

Elektrik kesildi hocam diyen öğrenciler gibi olabilirim ama İsviçre’deki yarıştan sonra çok az antrenman yapmıştım.Akşam üstüne doğru brifinge katıldım.Bu yarışda benim için en zor kısım başlangıç olacaktı.Saat 05.00 de start alacağımız yarışta 3 saat 30 dk da +1891 yükseklik kazanmamız gerekiyordu.Bu ciddi bir rakamdı,şu ana kadar böyle bir deneyimim  olmamışdı,antrenmanlarımda da böyle sert zaman aralıkları vermiyordum.Brifingde ayrıca geçen seneye göre rotanın son +20k sında değişikliğe gidildiği,3.bir zirve olan İsimsiz Tepe adında ufak bir tepecik konulduğu söylendi :- ) Böylece asfalttan gitmeyecektik ve doyasıya dağlarda olacaktık.Bu kulağa  çok hoş geldi,asfaltta koşmayı ben de sevmiyordum bir de Aladağlardaydık en güzeli bu olacaktı.Brifingden sonra Çukurbağdaki kaldığım yere geçtim.Çok yorgundum dinlenmem ve beslenmem gerekiyordu,aslında güniçinde uyusam iyi olacaktı,fakat ortam o kadar güzeldi ki hiç bir şeyi kaçırmak istemiyordum.

Akşam yarış hakkında kendi kafamda bir plan çıkartayım dedim,bayağı hazırlıksızdım ve ortaya çıkan strateji sadece şu oldu..yarışın ilk kısmını geçersem bu yarış biter dedim içimden.Son bir kaç senede çok yoğun bir şekilde  dağcılıkla ilgilenmediğim halde yine de dağcılık kökenli olduğumdan rakım ile ilgili sıkıntım olmuyordu..İçimden ilk kısımda-12.4k +1891- olabildiğince kasayım… oldu oldu olmadı Emler Zirve yapıp Sokullupınar’a inerim diye düşündüm ki şöylede bir gerçek vardı beni tanıyanlar  bilir çok kasmayı da seven bir insan değilim :- )neyse…

Yarış gunu saat 03.15’de  uyandık kahvaltı ve hazırlıklar derken saat 04.45’de Demirkazıktaki yarış çizgisindeydim.Yarış Argeus ve Ordos işbirliği ile gerçekleştiriliyordu.Yarış öncesi de  zorunlu malzeme kontrolünden geçtik tekrardan,bu konuda çok titizdiler,dağda koşmak patikada koşmaya benzemez gayet takdirliktiler.

Demirkazık-Çelikbuyduran 12,4,+1891 eg,saat:05.00

Demirkazıktan startın verilmesiyle birlikte benim için yarışın gidişatını belirleyecek kısım başlamıştı.İlk 6k da yükseklik kazanımı düşüktü bu kısmı olabildiğince hızlı gitmeye çalıştım.Sokullupınardan Çelikbuydurana kadar ise ciddi bir yükseklik kazanımı vardı.Gerçekten ilk defa bir yarışın daha ilk kısmında ciddi anlamda çabaladım,çünkü yarışlarda yavaş başlayıp sonradan açılan bir koşucuydum.Bu sefer tam tersiydi.Çabalarım sonuç verdi ve check point noktasına uygun bir zaman diliminde girdim.

Ekran Resmi 2016-08-31 21.10.20

_MG_9067

Çelikbuyduran ve Sonrası,39.7k Tekepınarı

Yarışın başında planladığım gibi en zor kısmı geçmiştim.Yarışın toplam yükseklik kazanımı zaten +3500 idi ve 12.4k ile  +1891 ini geçmiştim.Sonrasında muhteşem manzaralar eşliğinde  yükselmeye devam ettim.Aladağlar bendeki boşluk hissini besliyordu bu yüzden çok seviyorum.

Emler zirveye çıkarken çarşak zemin ayağınızın altında ufalanıyor 2 adım ileri 1 adım geri şeklinde ilerliyorsunuz.Sırayla Emler Zirve rakım:3723m ve  MTA zirve rakım:3517m yaptım.Özellikle MTA zirve inişi cidden riskli ve tehlikeliydi.Çıkışlarım yavaş;fakat inişlerimde kendimce hızlıydım.İnişleriniz ne kadar hızlıysa gerçekten avantaj kazanıyorsunuz yarışta.

 

DSC_0734

Ekran Resmi 2016-08-31 21.15.54

Benim için Aladağlar Sky Trail yarışı çelikbuyduran öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılıyor.Çelikbuydurandan sonra  yarış hep cp lere yetişmeye çalışmakla geçti açıkcası.Kendimcede makul surelerde cp noktalarını giriş yapıyordum ki brifingde bahsedilen yeni bir 3.zirve olan İsimsiz Tepeye gelene kadar.Çelikbuyduranı geçtikten sonra,kuvvetimde yerinde olduğundan benim için yarış kafada bitmişti zaten ilk 15k yıda geçtiğimden(tüm yarışlarda başlangıçtaki 10k-15k  benim için kritik oluyor ısınmam uzun sürüyor) kaslarımda  iyice ısınmıstı,dağ ile uyumluydum artık :- ) fakat yanılmışım…

İsimsiz tepeye geldiğimde diğer cp ye 3 saat 30 dk lık vaktim vardı ve mesafe 11k idi.Kafamda 39.7’deki cp ye en kısa sürede ulaşırım diye düşünüyordum;fakat İsimsiz Tepe’yi aşabilmem çok uzun sürdü.Nasıl anlatsam burayı gecen arkadaşlarda yazmışlardır çok zordu.Olabildiğince ufak çakıl taşları vardı,durmadan kayıyordum aşağıya ,en sonunda ilerleyebilmek için kayalara yapıştım,kaya ile bütünleştim.. tutunarak ilerlemeye çalıştım,bir taraftan da batonlarıma sahip çıkmaya çalışıyordum.Ama yok olmuyordu istediğim hızda gidemiyordum, çok zaman kaybetmiştim önümdeki yarışcı çıkmaya çalışırken,tüm taşlar yuvarlanarak bana geliyordu :- ) baktım olacak gibi değil,sporcu arkadaşa sen ilerle ben bekleyim dedim.Burayı tamamladığımda 39.7k daki cp ye ulaşmak için 6k ve 45dk sürem vardı,fakat bu seferde artık yarış kafamda farklı bir şekilde bitmişti.Koşmak ve cp ye yetişmek için kendimi kasmak istemiyordum.Bu sefer yenilgiyi kabul etmiştim.Bundan sonrasında 39.7k cp sine kadar keyfine yürüyerek devam ettim,ortamı daha fazla hissetmeye çalıştım,fotoğraf çektim.

IMG_4019

IMG_4030

Bu yazının çok geç gelmeside Aladağlar bu sefer üzdü beni,içsel olarak küstüm.Ama geriye dönüp bakınca cidden çabalamıştım tamamlayabilmek için fakat 39.7k daki cp de cut off a yakalandığımdan yarışı tamamlayamadım.

Öncelikle organizasyon çok başarılıydı düzenleyenleri tebrik ediyorum.Gönüllülere de ayrıca teşekkür ederim.Yarışa yönelik eleştirim parkurun son kısmı ile ilgili(isimsiz tepe) bu rotada tekrar çalışılması gerektiğini düşünüyorum.

Yarışmaya katılan herkesi tebrik ederim.

 

Yarışta Kullandığım Ekipmanlar:

Raidlight Tsirt,Salomon S-lab advanced skin 12 set backpack,Salomon S-lab xt6 sg Trail,2xu running short tight,Salomon Bonatti waterproff jacket,Suunto Ambit3 Peak ,Leki stick,Millet cap.

Beslenme:Cp lerde az beslenme,bol sıvı tüketimi+yanımdaki olips şekeri ile 39.7k ya geldim..siz yapmayın ama…

Genel olarak yarış sonuçum… arada olur öle devam :- )

Gelecek sene yine startdayım….

 

 

 

 

 

Trail Verbier-St Bernard_Traversee Yarış Raporu

2016 yarış takvimimdeki bir diğer yurtdışı yarışı Trail Verbier-St Bernard _Traversee parkuru idi.Hırvatistanda yaşadığım sakatlıktan sonra yetersiz antrenmanla Tahtalı Run To Sky yarışına katılmış, kendimi sınamış ve  o günkü koşullarda iyi bir sonuç ile yarışı tamamlamıştım.Buradaki sonuçları değerlendirerek ve  1 ayım daha olduğunu da gözönüne alarak(hem sakat olan ayak bileğimin daha da iyicene toparlanması için vaktim olacaktı) İsviçre’de gerçekleşek olan Trail Verbier-St Bernard yarışına  katılmaya karar vermiştim.Haziran döneminde istediğim gibi yoğunlukta yeterli antrenman yapamamıştım,işyerinde çok yoğundum,temmuz ayında yıllık izne çıkıyordum bir taraftan da antrenmanlarıma devam etmeye çalışıyordum,fakat çok da istediğim gibi gitmiyordu.

Hem yoğun bir şekilde çalış hem de bir taraftan da düzenli antrenman yapmaya çalış çok zordu çok…artık olduğu kadar diyerek :- ) 07.07.16 da İsviçre yolunu tuttum.Türkiye’den bu yarışa katılan tek sporcu bendim :- ) Neden bu yarış diye sorgularsak da Alplerde koşmak istiyordum ve bu yarışın tarihi benim programıma uyuyordu.

07.07.2016

Yarışın fuar alanının ve kayıtların  olduğu yerde Le Chable köyünde klasik İsviçre Dağ Evinde yer ayırtmıştım,Le Chable ye ulaşmak cidden bayağı zahmetli oldu.İsviçre’ye ilk defa geliyordum ve her şey  çok pahalıydı,bu ülkede çok fazla kalınmamalı ve yarışı koşup hemen memlekete dönülmeliydi :- ) Tercih ettiğim dağ evinde manzara bir harikaydı zaten yolculuk boyunca dağlar ,ormanlar inanılmaz etkileniyorsunuz.

IMG_2512

Le Chable’ye ulaşmamız öğleden sonrayı bulmuştu.O gün köyde dolaşıp,dinlenme fırsatımda olmuştu.

08.07.2016

Alplerin eteklerinde dağ evinde uyanmak gerçekten şahane bir hisdi.Ertesi gün yarışım olduğundan bugunkü planda az da olsa antrenman yapmak,aklimatize olmam  gerekiyordu.Teleferikle çeşitli istasyonlarda inerek , Montfort Dağına(3330mt) kadar çıktık burada manzara enfesdi ve yükseldikçe kendimi daha iyi hissediyordum.

IMG_2589

IMG_2600

IMG_2715

Öğleden sonra Le Chable de fuar alanında yarış için zorunlu eşya kontrolünden sonra numaramı alıp,brifinge katıldım.Yarışta X-Alpine(110km),X-Direct(6km),The Traversee(61km),Liddes-Verbier(29km) gibi farklı kulvarlarda yarışacak toplam 2000 e yakın sporcu olduğu bilgisi verildi.Benim yarışacağım The Traversee parkurunda 800 civarında sporcuyla yarışacaktım.İşaretlemeler için ise kırmızı,beyaz flaglarin takip edilmesi gerektiği ayrıca bazı noktalarda  yeşil renkte gece yerde ışıldayan markların olduğu bilgisi verildi.Suunto Ambit saatime Traversee parkurunun gps datasını da yüklemiştim.

IMG_2985

IMG_2976

Yarışacağım The Traversee parkuru ise  mesafesi 61km olan,yükseklik kazanımı +4100,La Fouly’den başlayıp Verbier’de son bulan Alp dağlarında geçen bir yarış idi.Zemin tahmin edileceği üzere %80 sert ve kayalık idi.

Ekran Resmi 2016-07-12 18.21.40

Ekran Resmi 2016-07-12 18.21.51

09.07.2016 yarışa uyanmak

The Traversee yarışı saat 10.00 da La Fouly’den start alacaktı.Organizasyonun servis araçlarıyla La Fouly merkezine vardık.Yarış alanı çok kalabalıktı ağırlıklı olarak Fransa’dan katılım vardı.Ortamda tam bir festival havası vardı,atmosfer ve enerji çok etkileyici idi.

IMG_3046

IMG_3136

IMG_3134

Saat 10.00 da start verdik ve Alplerdeki uzun yolculuğum başlamıştı.

Yarıştaki ilk 6k nasıl anlatsam bilemiyorum;fakat kısaca söyle özetleyebilirim vucudumun kontrolü bende değildi.Heyecan,ortamdan büyülenme de diyebilirim şaşkın gibiydim sanki koşan ben değildim.Zaten 1k dan sonra hemen yükselişe başlamıştık,hava çok sıcaktı ve yükseliyorduk.İyicene vucudumun ısınması ve kendimi toparlamam 6k dan sonra gerçekleşti.Yükseldikçe kendimi iyi hissettim,vucudumdaki hakimiyeti tekrar ele almıştım.

Parkur çok teknikti ve yarıştığım sporcularda oldukça profesyonel.Koşan sporcuların çoğu antrenmanlarının çoğunluğunu bu tarz parkurlarda yaptıklarından yokuş çıkış ve inişlerde oldukça başarılı idiler.Türkiyede teknik parkurlarda antrenman yapma olanağı kısıtlı idi ve ayrıca  dağlarda antrenman yapmak için de açıkcası çok fazla zaman dilimine sahip değildim.Yokuş çıkışlarında yarışın başlarında kalabalıktan ötürü kuyruk oluyordu  ve beslenmek veya farklı bir sebepten ötürü durduğunuz anda  20kişi birden sizi geçiyordu :- ) Bu çok moral bozucu idi.Tahtalı Run To Sky yarışındaki gibi olips şekerlerim yine yanımdaydı,şeker,tadım gofret ile beslenerek yokuşları çıkıyordum.Güneş kremi sürsem iyi olurdu ki sürmemiştim :- ) yarışta bayağı yanarak bunun acısını çekecektim.

İlk checkpoint noktamız 11k da idi.11k ya kadar yanımda 1lt su vardı;fakat sıcak,yükseltinin fazla olması ve durmadan yokuş çıktığımızdan  9k ya geldiğimde suyum tükenmişti.Checkpointler arasında bu 1lt lik suyun yetersiz kalacağını anlamıştım.Checkpointlerde oldukca fazla su tüketip,1lt lik flesklerimi doldurup yoluma devam etmeliydim.

Yarışın basından sonuna kadar hiç durmadım(yere oturma,dinlenme tarzında) arada soluklanmak için batonlarıma 10 sn ye kadar dayanıp devam ediyordum bir de dostlara ortamı az da olsa  hissettirebilmek için fotoğraf çekmek için 10 sn lik molalarım oluyordu.

Parkurda yepyeşil patikalardan ,bir anda karlı dağların eteklerinde yükselirken kendinizi bulabiliyordunuz,güneş tam tepede ve yakıcıydı,görsellik ise enfesti.Alplerde koşacaksanız antrenmanlarınızı şunu da eklemelisiniz.Her %80 eğimle çıktığımız karlı dağ eteklerinin bir de inişi oluyordu :- ) İnişler için Uludağa gidin kışın ve elinizde sadece batonlar ile koşturarak inmeye çalışın,düşün tekrar kalkın böyle bir antrenman yapmamıştım;fakat yarışta bunu deneyimlemiş oldum :- ) Yarışda inişlerde ne kadar başarılıysan o kadar çok diğer sporcuları geçme şansın oluyordu.Karlı dağların eteklerinden kayarak düşe,kalka indim,ellerim soğuktan buz kesti,oldukça ıslandım;fakat inişden sonra hızımı kaybetmeden koşmaya devam ettim koştukça ısındım,büyük bir tecrübeydi.

IMG_3055

IMG_3057

IMG_3056

11k checkpoint noktasına geldiğimde 9k da suyum bittiğimden oldukça susamıştım.Hemen su içtim çikolata,portakal,limon,tuzlu kraker  ile beslenmeme devam ettim.Flesklerımı gönüllüler su doldururken ne olur ne olmaz diye arkadaşlara gazlı su koymamalarını söyledim,çünkü masalarda gazlı su da vardı.Yarışta sporcular ve gönüllülerde dahil olmak üzere herkes fransızca konusuyordu ve bu beni oldukça zorluyordu.Kimse ingilizce bilmiyordu.Ben ingilizce konusuyordum ve kendilerine onları anlamadığımı dile getiriyordum;fakat arkadaşlar fransızca konuşmaya devam ediyorlardı :- ) 11k checkpoint noktasında 5dk kadar kaldıktan sonra yola koyuldum.400 mt sonra flesklerden su içiyim dedim ki bir tane 500ml lik flesk e gazlı su doldurulmuştu.Çok sinirlendim ve bir daha checkpointlerde konuşmama kararı aldım ve doldurulan suyu test edip öle devam edecektim.Midem zaten ağrıyordu ve susuz kalmamak için gazlı suyuda içmek zorunda kalmıştım.

26k noktasındaki bir değer checkpoint noktasına vardığımda ise gazlı su tükettiğimden oldukca susamıştım.Bu yarışın benim için en büyük golü su oldu açıkcası.Bolca su içtim,flesklere konulan suları test ettim,masada yiyecek çok bir şey bulamadım,kaşar peyniri yiyebildim.Hassas olan midemi daha da bozup bağırsakları harekete geçirmek istemiyordum.En tehlikelisi bu olurdu.

Parkurda bazı noktalarda  teknik iple dağ inişleri vardı.Bu oldukça tehlikeli noktalarda bir kaç yerde organizasyonun acil durumlar için helikopterini gördüm,yarışçıları gözlemliyorlardı.Rotanın büyük kısmı zaten ölüm riski taşıyordu.Bu kadar yüksekten ancak helikopterle hızlı müdahale edilebilirdi.

26k noktasındaki molamdan sonra hemen yola koyuldum.Güneş çok yakıcıydı ve yükseliyorduk.Su kaynağı gördüğüm yerlerde buff ımı çıkartıp tamamiyle ıslatıp  takıyordum.Bu çok iyi geliyordu.Yarış boyunca çok fazla yerde sudan geçiş yaptık.Hepsinde de direkt suya girdim,ayaklarım ıslandıkça ve yükselişlerde yüzüme rüzgar vurdukça çok mutlu hissediyordum.Bildiğin yanıyordum çünkü :- )

 

IMG_3082

img_3112

img_3104img_3086

 

26k daki cp den sonra 38k daki cp ye gelene kadar yine suyumu tüketmiştim.Ama bu sefer dayanılacak gb değildi ve ilk karşıma çıkan yalaktan su doldurdum.Oradaki bir kaç çocuğa bu su içilirmi diye sormustum onlarda  evet demişlerdi.Yine de neye evet dediklerinden çok emin olamadığımdan :- ) arkamdan koşan 2 fransız gence sordum,çatpat ingilizce biliyorlar ve en azından beni anlıyorlardı.Oradan su içmememi tavsiye ettiler.Ve 3 müz birazda muhabbet ederek yol almaya başladık.Bu iyi gelmişti,birileriyle konuşmak ve seni anlamaları.İlerde yine bir su kaynağına rastladık ve oradaki suyun temiz olduğuna karar verip doldurduk.

38k daki cp den sonra 44k ya kadar yine tek başıma yol almıştım.İniş yapıyorduk ve beklediğimden daha hızlı iniyordum,bayağı kişiyi geçmiştim.Tüm yarıştığım uzun mesafe yarışlarında 10k dan sonra çok daha iyi hissedip açılıyordum burada da öyle olmuştu.Artık tam anlamıyla vücudum ve ruhum doğaya uyum sağlamıştı.Bütünleşmiştik ve bu cidden iyi hissettiriyordu.Bu yarışta benden daha hızlı giden sporcuları tavşan yapıyordum ve onları yakalamaya çalışıyordum bu da işin kendimce eğlencesi oluyordu.Bu esnada Rop Kuiper  adında bir Hollandalı arkadaşla koşmaya başladık,benden uzunca bir süre önde gitti sonra kendisini yakaladım biraz sohbet ettik ve bir müddet sonra hızlanıp geçtim onu;fakat sonradan tıkanınca beni yakaladı ve baktım böyle olmayacak beraber hızlarımızı aynı ritme getirerek sohbet ederek 49k cp ye kadar beraber koştuk.Kafamda 49k cp si çok kritik bir noktaydı,çünkü artık yarışın  sonlarına  yaklaşıyorduk ve karanlık geliyordu.

49k cp noktasında suyumu içtim,beslendim.Yanımda kurutulmuş et vardı ve bunu sonlara saklıyordum.Yarışa gelmeden önce midem alışsın diye bir kaç paket bu kurutulmuş etten tüketmiştim.İlk yediğimde tadı çok kötü gelmiş;fakat sonradan çok sevmiştim hatta biraz abartmış bile olabilirim yeme olayını :- ) Hiçbir zaman yarışta daha önce yemediğiniz bir besini tüketmeye kalkmayın derim,bu çok riskli.49k da kurutulmuş etten bir küçük paket tükettim.En fazla bu cp de vakit kaybettim,çünkü karanlığa girecektim ve ilk 6k +1200 yükseklik kazanacaktim ve özellikle karanlıkta bu oldukça zorlu olacaktı.

49k cp noktasında çıkış yapanlar hep birkaç kişi olarak  parkura geçiyorlardı,karanlıkta  birkaç kişi yol almak daha mantıklı oluyordu;çünkü görsellik son buluyordu ve karanlıkla başbaşa kalıyordun.O arada dedim Rob ile gideyim;fakat onu göremedim sanırım lavoboya girmişti.12 dk dır cp de olduğumdan daha fazla vakit kaybetmemek adına  tek başıma karanlık parkura adımımı attım.Türkiye’de de tek başıma yarışlarda karanlıkta parkurda yol almıştım;fakat bu sefer biraz farklıydı.Çok yorgumdum ve yarışın sonuna konulan 6k +1200 yükseklik kazanımı cidden çok sertti.Hem uykum ile mücadele ediyordum hem de bir taraftan flagleri kaçırmamaya çalışıyordum.Karanlıkta rotayı kaybetmek çok riskliydi.

X-Alpine parkurunun son 60k  lık kısmı yarıştığım Traversee parkuruyla birleştiğinden adım başı karanlıkta dinlenen sporculara rastlıyordum.Bir anda karanlıkta ışığı tuttuğunuzda ölü gibi yatan sporculara rastlamak o kadar sorun değildi de arada karşıma çıkan haç işaretleri pek de hoş olmuyordu açıkcası :- ) Karanlıkta bu psikolojik mücadele 4 saat kadar sürdü.Tahminimden daha yavaş ilerliyordum yorgunluk dışında birazda psikolojimi olumsuz yönde tetiklemem beni yavaşlatmıştı.

58k da cp noktasına vardığımda son cp oluyor,finish e ne kadar kaldığını sordum,halen 6k daha yolum olduğunu söylediler.Yani parkur 61k değil,64k idi.Biran çok moralim bozuldu;fakat çok az çıkış olduğunu ve çoğunun iniş olduğunu söylediler.Neyseki biraz moralim düzelmişti.Bir kaç tane muz parçası alıp 58k cp sinden hızlıca ayrıldım.

Ve artık iniyordum,finish ede çok az kalmıştı,cidden çok mutluydum….

Finish e girdiğimde saatimi kontrol ettim The Traversee parkuru 64k,+4100 yükseklik kazanımı ile 16 saat sürmüş ve  son bulmuştu.

IMG_3123

IMG_3122

Verbier’deydim,dağları,patikaları aşıp,soğuk sulardan geçip,karda boardsuz şekilde batonumla kayarak :- ) düşerek yine yeniden kalkarak  finish çizgisine varmıştım.

Organizasyon muhteşemdi koşan tüm arkadaşlara tavsiye edebileceğim güzellikte bir parkur ve organizasyon idi.

Yarışta kullandığım ekipmanlar:

Raidlight Tsirt,Salomon S-lab advanced skin 12 set backpack,Salomon S-lab xt6 sg Trail,2xu running short tight,Salomon Bonatti waterproff jacket,Suunto Ambit3 Peak ,Leki stick

Özel Teşekkür,

Bu yarışa hazırlanmakta büyük desteği için coach um Bahar Saygılı,

Haftasonları benimle antrenman yapan tüm dostlara…

Haydi devamı gelsin di mi :- )

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tahtalı Run To Sky Yarış Raporu

2015 senesinde ilk defa düzenlenen Tahtalı Run To Sky yarışı Çıralı’dan deniz seviyesinde  başlayıp 2365mt yükseklikteki Tahtalı Dağında son buluyor.Geçen sene yarış listeme almış; fakat iş yoğunluğundan ötürü katılamamıştım.Yarışın mesafesi 28.7k olup toplam yükseklik kazanımı +2650mt idi ve 7 saat maksimum sürede tamamlanması gereken bir parkur.15 Nisan da katılmayı planladığım Hırvatistan’daki 100 miles of Istria(110k parkuru) yarışından sonra 21 mayısda gerçekleşek bu yarış 2016 yılı yarış takvimini oluştururken tarih olarak uygundu;fakat her şey planlandığı gibi gitmiyordu.Hırvatistan’daki yarışta sakatlanmış ve yarıştan çekilmek zorunda kalmıştım.Sakatlık süreci devam ediyor iken bir ay sonra mesafesi kısa;fakat yükseklik kazanımı çok fazla olan bu kadar zor bir yarışa katılmak beni açıkcası korkutuyordu.Sakatlanmadan sonra nerdeyse üç hafta antrenman yapamamıştım, doktorumda dinlendirmemi tavsiye etmişti.Yarışa son bir hafta kala hafif şekilde antrenmanlara başladım;fakat yetersiz olduğunun farkındaydım.

Team Ultra Trail Runner Çekmeköy ekibi olarak Çıralı’da Irmak Pansiyonda yerlerimizi ayırtmıştık,20 mayıs tarihinde sabah uçuşuyla birlikte Çıralı’ya vardık ve pansiyonumuzu yerleştik.Diğer İstanbul dışı katıldığım yarışlarda olduğu gibi yine her şey hızlı bir şekilde gerçekleşiyordu :- ) 20 mayısda yerleş,21 mayısda koş aynı akşamda İstanbul’a geri dön…Yarışa bir hafta kala ve Çıralı’ya vardığımızda da kafamda hep aynı düşünce vardı,sakat olduğumdan zorlamayacaktım,çok kötü hissedersem 20k checkpoint noktasında bırakacaktım.

20 mayıs 2016

Çıralı’da yarış öncesi brifing düzenlendi ve parkur,işaretlemeler hakkında bilgi verildi.2015 senesinde ilk kez düzenlendiğinde yarışta kaybolmalar yaşanmıştı,bu sene işaretlemelerin çok daha iyi olduğu belirtildi.Yarışa gelmeden önce yarış raporlarının okuduğumdan işi garantiye almak adına yarışın gps verisini saatime yüklemiştim.Yarışta 10.43k Ulupınar ve 19.88k Beycik olmak üzere 2 tane checkpoint noktası vardı.Yarış aslında iki kısımdan oluşuyordu 19.88k noktasına kaç saatte gelirsen son kısmıda aynı sürede bitirebileceğimiz belirtilmişti.Toplam mesafe 28.67k yükseklik kazanımı ise +2650 idi.Parkurun ilk 4.5k lık kadar kısmı düz olup geri kalan parkur ise tamamiyle yokuş idi,çok az bir kısımda iniş yapacaktık.Parkurda Likya yolunun işaretleri de vardı ve  Mammut yazılı flagler  ise Likya Yolunun işaretlerinin bulunduğu noktalardan geçiyordu.Yarış öncesi yol yorgunu da olduğumdan olabildiğince çok dinlenmeye çalıştım.Evden yine her zamanki apar topar çıktığımdan malzemelerim arasında eksiklikler vardı,dostum Ufuk Öztürk sayesinde eksiklerimi  yarış öncesi temin ettim.Yine heyecandan uykusuz bir gece…

Ekran Resmi 2016-05-25 23.20.52

Ekran Resmi 2016-05-25 22.17.03

21 mayıs 2016

Saat 05.00 de uyandım,07.00 de start alacaktık.Kahvaltımı yaptım,çantamı hazırladım.Koşarken çok iyi beslenen bir koşucu değilim,dalıp gidenlerdenim…ama ilk defa bu kadar kısa sürede çok fazla yükseklik kazanacaktım,bunun fazlasıyla yıpratıcı ve zor olacağının farkındaydım,beslenmeme daha fazla dikkat etmem gerekiyordu.(aslında her zaman dikkat etmeliyim :- ) Dostum Aysen Solak’ın daha önce birkaç kez beni beslenme konusunda uyarmıştı.Tavsiyesine uyarak bir şeyler atıştırarak ilerleyecektim bu sefer.Checkpoint noktalarında da iyi besleneceğimi düşünerek(yarışın web sitesinden önceden kontrol noktalarında yiyecek ne verileceğini kontrol etmiştim)yanıma 2 adet Gu Energy Gel(yarışın sonlarına  doğru kullanacaktım)ve bir paket olips aldım.Yarışdaki zorunlu malzemeler düdük,acil durum battaniyesi,cep telefonu,elastik bandaj,baton opsiyoneldi yine de aldım yokuşlar çok fazla olacağından,rüzgarlık,şapka idi.Ayrıca Tahtalı Dağına’da dropbag bırakabiliyorduk orası için de dropbag hazırladım.

Saat 07.00 ye doğru start çizgisinde yerimi aldım,tüm çekmeköy ekibi oradaydı.Heyecan doruktaydı,katılımcı sayısı 100 civarında idi.Ve 07.05 de start aldık benim gb 10k dan sonra hız kazanan bir koşucu için böyle kısa mesafeli fakat yükseklik kazanımı fazla olan parkur zorlayıcı idi.Yarışın ilk 4.5k lık mesafesi düz idi,ayak bileğimdeki sakatlıktan ve ısınmam zaman aldığından yarışta diğer arkadaşların oldukça gerisinde kalmıştım.Aslında 4.5k dan sonra tamamiyle yokuş olan bir parkur beni beklediğinden bu düz olan mesafeyi ne kadar hızlı gidersem o kadar avantajlı olacaktım.Yarışın % 75 i tırmanış,%15 lik kısmı asfalt,%10 lık kısmı düz ve inişlerden oluşuyordu.4.5k sı düz olan mesafeden sonra Yanartaş’a doğru tırmanmaya gectik.Daha önceden de Likya Parkuruna aşina olduğumdan ayakkabı seçimim gayet doğruydu.(Salomon XT 6 Softground).10,43k da  checkpoint noktasına geldiğimde kendimi yorgun hissediyordum, zaman zaman ayak bileğim sızlıyordu ve bu beni oldukça yavaşlatıyordu.Zaten yavaş gittiğimdem vakit kaybetmeden hemen sularımı doldurdum,su içerken de bir taraftanda kafamdan aşağı su şişelerinden birisini boşalttım serinlemiştim,bu şekilde ilginç bir görüntü oluştuğuna eminim :- )

İlk checkpointi geçtikten sonra parkurdaki eğim iyicene artmaya başlamıştı.Sıcak,ayak bileğim derken bir taraftan kafamda hep 20k daki ikinci checkpoint noktasında yarışı bırakmak geçiyordu,ama bir taraftan da hayır koşacaksın ve zirveye ulaşacaksın diyordum.Kafamda bu düşünceler geçerken iki yerde parkurdaki işaretlemeleri kaçırdım flaglerin olmadığını kısa sürede  farkına vardığımdan çok fazla vakit kaybetmeden ilk Mammut flag ini gördüğüm yere geri döndüm.Böyle zorlu,tamamiyle yokuş olan bir parkurda kaybolmak cidden büyük bir eziyet olabilirdi.Kayboluşlarım ama her zamanki gibi komikti bir aşağı bir yukarı heyecanlı bir şekilde koştum .Neyseki kısa sürede işaretmeleri buldum.

İkinci checkpoint noktası olan 20k noktasına  4.17 dk da varmıştım.Yarışın brifinginde 20k dan sonra kalan 8k nın çok zorlayıcı ve eğimin daha dik olduğu ve ilk yarıyı ne kadar sürede tamamlamışsan o kadar sürede ikinci yarıyı(kalan 8k yı) tamamlayıp zirveye ulaşılacağı bilgisi verilmişti.20k checkpoint noktasına vardığımda  hemen masadaki bisküvilere atladım tuzlu gıdaya ihtiyacım vardı.Dostum Alicem Aktaş’da oradaydı bir ara bana gözlerini bir kontrol edelim dedi,gözlerime baktı ve pırıl pırıl dedi,sağlık kontrolünden de geçmiştim,o gazla hemen  yola koyuldum. :- )

20k checkpoint noktasında iki kilometre sonra bir su noktası daha olduğu ve bu noktadan sonra zirveye kadar su noktası olmadığını söylediler.22k ya  ilerlerken karşıdan bir araç geliyordu ve yanımda durdu.Çekmeköy koşudan arkadaşım Gökhan Akpınar vardı içeride bacağına kramp girdiğinden yarışı bıraktığını söyledi,22k su noktasına az kaldığını da ayrıca ekledi.22k noktasına ilerlerken  Mustafa Kılıçarslan ile karşılaştım kendisini  tebrik ettim ve son su noktasında suyumu doldurup hızlıca yola koyuldum.

Bundan sonra parkur  cidden büyüleciyi idi.Ormanın iyicene derinliklerine doğru ilerliyordum,devasal boyutta ağaçlar,sis..sanki bi hayalin peşindeydim,içindeydim.Büyülendim….çok mutluydum… ve hiç soluklanmadan yokuş çıktığımdan kalbim bedenimden ayrılmış,dışarda avcumun içinde  atıyordu.Yükseldikçe her şey çok daha güzeldi…

 

IMG_1711

IMG_1712

Zirveye 6k kalmıştı,yer yer % 50 eğimin üzerine çıkan en zor kısımda ilerliyordum.Çok terliydim ve yorgundum.Bir ara ormanın içinde  ilerlerken hışırtı duydum hemen önümdeki ilk ağacın arkasına saklandım.Kafamı azcık çıkarıp etrafı kontrol ettim bir taraftan tehlike bir durum oluşursa hızlıca ağaca tırmanma planı yaptım :- ) İrkilmiştim,fakat sonradan bu hışırtının sahibinin  gizli saklı fotoğraf çeken organizasyondan arkadaşımız olduğu ortaya çıktı.Gözgöze geldiğimde kendisine korkuttun beni dedim :- ) Orman etabını da geçtikten sonra Tahtalı Dağı zirvesinin eteklerindeydim,zirveye iyice yakınlaşmıştım.Yükseldikçe rüzgar arttı,zaman zaman hafif yağmur çiselemeye başladı ve çok terli olduğumdan açıkcası bu kadar kısa mesafe kalmış iken hipotermi geçirmekten bir an korktum.Ve zirveye kadar zaten düşen vücut ısımın daha da düşmemesi hiç durmamaya karar verdim.

Saat 14.53 de zirvedeydim,07.47 dk da bu zorlu parkuru tamamlamıştım.Hedefim sakatta olsam zirveden bakmaktı ve bunu başarmıştım.Bayrağımı da zirveye ulaştırmıştım,çok mutluydum.

Her zaman Peace Not War…….

IMG_1725 (1)

 

Bu harika parkurda bizlere koşma olanağını sağlayan Polat Dede ve ekibine çok teşekkür ederim.Gelecek sene 80k +5000,Tahtalı Ultra Sky da görüşelim :- )

Bahar Saygılı Hocama sevgiler,saygılar…

Yarışa katılma cesareti gösteren herkezi tebrik ederim.

Yarış sırasında gıda tüketimim,saatimdeki veriler,kullandığım ekipmanlar,

-2 adet Gu Energy Gel strawberry-banana ve olips tüketip,checkpointlerde iyi beslenerek yarışı tamamladım.

-Suunto Ambit3 Sports saatimdeki veriler ise;

29.54k(ufak kaybolmalarla birlikte bu mesafeye ulaştım),asc2715m,dsc397m

-Kullandığım ekipmanlar:Raidlight Activite Run Lady Tsirt,Salomon XT 6 Softground Trail ayakkabı,Nike short tight,Adidas şapka,Leki marka Baton,Salomon Rüzgarlık,Raidlight Tozluk

-Ayak bileğim ise o da  mutlu oldu….zorunlu 😛

Love this game :- )

FullSizeRender (1)

 

 

Patikacı asfaltta…

Vodafone İstanbul Maratonunda 15k’lik mesafesini  ilk kez 2014 senesinde deneyimlemiştim.Bu yarışta AdımAdım Koruncuk Korunmaya Muhtaç Çoçuklar Vakfına bağış toplamak için koşmuştum.Patika yarışlarına gönül vermiş olduğumdan,asfalt yarışlarını çok tercih etmedim sadece bu yarışın bir klasik olmasını istiyordum hayatımda.Her sene katılacağım asfalt yarış deneyimimi memlekette yaşamak istiyordum :- )

Vodafone İstanbul Maratonunda  10k,15k ve maraton mesafesi olan 42.195k mesafeleri var.Yarış Asya’dan başlıyor ve Avrupa’ya doğru koşuyorsunuz :- )Boğaziçi köprüsünün üzerinden geçmek gerçekten çok fantastik.10k ve 15k yarışı Eminönün’de ve 42k maraton mesafesi  ise Sultanahmet’te son buluyor.

16.11.15 saat:07.00

Saat 07.00’de önceden organize olduğum koşudan arkadaşım olan Çelik Erdoğan’la köprüye ulaşabilmek için yola çıkıyoruz.Yarış sabahları akşam iyi uykumu alamıyorum bir heyecan sanki üniversite sınavına gireceğim,mesafe ne olursa olsun bu değişmiyor.Yine uykusuz bir yarış sabahına uyanıyorum.Katılım yüksek herkes akın akın geliyor çok renkli bir ortam sözkonusu.Katıldığım patika yarışlarında bu kadar kalabalığa  alışık değilim,katılım maalesef fazla olmuyor halen ülkemizde.Saat 08.00 civarı yarışın başlayacağı Boğaziçi Köprüsünde yerimizi alıyoruz.Bu yarışdaki en büyük sıkıntı sonu gelmeyen lavabo kuyrukları.Bu yarıştada adımlarımı Tohum Otizm Vakfına bağış toplamak için atacaktım.

Saat 09.00 ve yarış başlar

42k ve 15k mesafeleri saat 09.00’da start alıyor.Boğaziçi köprüsünden Avrupa yakasına doğru kosmaya başlıyoruz,katılımcı sayısı çok fazla koşarken değil de biran köprüde  koşmadan hareketsiz kalırsanız köprünün  sallandığını hissedebileceksiniz.Asfalt yarışlarında kitleler birbirini sürüklüyor ayrı bir heyecan var.Çok rahat tempoda 1.35 dk da 15k mesafesini tamamlıyorum.Patikacı asfaltta mutlu olamaz :- ) hep diyeceğim.2016 da yine 15k mesafesinde görüşmek üzere diyerek yine yüzümü dağ,patika,ormana çeviriyorum.

Asfalt koşularında ayakkabı tercihim asics kayano dur,beni mutlu eden tek ayakkabı diyebilirim…

Patikacının asfalttaki yalnızlığı :- )

IMG_0502